3.08.2009

Müslüman Uyanık Olmalı


... Tasavvuf ehli iki bölümde anlatılır.

Sünniler: Bunlar, sözde, işte; şeriat ve onunmanası olan tarikata tamamiyle uyarlar. Bunlara:Ehl-i Sünnet vel-cemaat, tabiri kullanılır.

Bu zümrenin bir kısmı cennete azapsız, hesapsız girer. Bir kısmı da az azap ve az hesap verir girer.Cehennemde az kalır; doğruca cennete giderler.Ateşte ebedî kalmazlar. Orada ebedî kalmak kâfirlere, münafıklara hastır.”

“Ehl-i Sünnet vel cemaat imamlarının iddiası şudur:

-“Ashab-ı Kiram, peygamber S.A. efendimizin sohbeti bereketi ile derin bir vecd ve cezbe içinde bulunuyordu. Sonradan o hal dağıldı. Bu yolun manevî varislerine intikal etti. Bu da birçok kollara bölündü.. O kadar bölündü ki, zayıfladı ve dağıldı.Birçoğu suret halinde kaldı. Manası olmayan bir şeyhlik unvanına sarıldı. Bunlar da birçok şubelere ayrıldı; bid’at ehli meydana çıktı.Bir kısmı, kalenderi yolunu bir kısmı, hayderi yolunu tuttu;bir kısmı da edhemi olarak ortaya atıldı. Ve daha niceleri.. Şerhi uzun olur.”

“Bu zamanda tam fıkıh ehli olarak, yürüyen azdan azdır.Bu yolun gerçek yolcuları iki şahitle tanınır:

Onun biri, zahir; öbürü batın.. zahir halin dinî emirlerle tahkim edilmiş olması gerekir. Batınhalde ise, kime iktida ettiğini bilecek..

Elbet bu uyulması, iktida edilmesi gereken varlık Peygamber S.A.efendimiz olmalı. O Hakla arasında bir vasıta sayılır. Bu vasıta şüphesiz,Peygamber S.A. efendimizin ruhaniyetidir.

İşte manevî sülûkün böyle devam etmesi icab eder.Onun ruhaniyeti, yerinde cismanî, icabında ruhanî olarak tam varis olan zata gelir. Çünkü şeytan Peygamber S.A. efendimizin şeklini temsil edemez.

Burada Hak yolcuları için işaret vardır. Dikkat etmelidir; tâ ki, yolcuları körü körüne olmaya..” “Hak yolcusunun zeki, basiret sahibi ve anlayışlı olması icab eder.”

“Yolcu daima işin sonuna bakmalı.. Önden yapılan işleri de iyi düşünmeli zahirdeki hallerin tadına aldanmamalı.

Tasavvuf ehli der ki, yapılan işler onu yaratana aittir. İnsanın elinde tam yetki olmadığına göre, birbaşka şekle girmesinden korkmalıdır.”

“Velîlerin kerameti, içinde bulundukları halleri gerçektir. Ancak, ilâhî mekirden ve istidraçtan emin olamazlar. İstidraçtan salim olan, yalnız peygamberlerin gösterdiği mucizelerdir.


...Demişler ki:-Son nefesin kötü geçmesinden korkmak, onun rahat geçmesini sağlar.” “Hak yolcusuna lâzım olan, Allah’ın kahrından kaçmaktır. Yine gerekir ki, varlığını ona arz ede,neyi varsa onun önüne sere ve böylece ondan ona kaça...Salike gereken onun varlığı önünde diz çöküp maddi varlığını soya, hatalarını itiraf ede ve onunkapısı önüne serile... Bunları yaparsa onun feyzine,fazlına, lütfuna, merhametine erer ve günahları erir.. Çünkü o, çok iyidir, merhameti çoktur,cömert ve kerimdir. Ezelî padişah ve büyük sultandır.”... Amin..


'Kaynak:AbdülKadir Geylan-i(k.s)"Kimya-i Saadet'

Hiç yorum yok: