6.12.2012

Müslüman İçin Dünya

İbn Ömer’den (r.a) nakledildiğine göre o şöyle demiştir: Allah Rasülü (s.a.v) (bir defasında) omuzumdan tuttu ve şöyle buyurdu:
Dünyada sanki bir yabancı (garib) veya yolcu imişsin gibi ol. ” İbn Ömer (r.a) şöyle derdi:
“Akşama ulaşırsan sabahı bekleme. Sabaha çıkarsan akşamı bekleme. Sağlığından hastalığın için, hayatından ölümün için (hisse-pay) al”.[219]

Efendimiz’in (s.a.v), ”Dünyada sanki bir yabancı veya yolcu imişsin gibi ol” ifadesi: Ona sıkı sıkıya bağlanma. Onu vatan edinme. Kendi kendine orada ebediyyen kalacakmış gibi düşünme. Dünyaya, kendi vatanında olmayan ve hemen aile­sine kavuşmak isteyen yabancı bir kimsenin bağlandığı gibi bağlan. İşte Selman-ı Farisî’nin sözünün manası da budur. O şöyle demişti:
“Dostum (s.a.v) bana dünyadan, bir binici­nin azığı kadar almamı tavsiye buyurdu.”
Dünyaya kıymet vermemekle alakalı şöyle bir şiir söylenmiştir:
“Kalıcılar binası mı kurarsın? Eğer akledersen pek az burada kalırsın.
Göç kervanının ağaç altında uğradığı kimseye ağacın gölgesi yeterlidir. ”
Yine dünyaya verilecek değerle alakalı olarak şöyle denir:
”Bekası olmayan yurtta bekayı arzularsın. Yer değiştir­meyen bir gölge hiç duydun mu sen. ”
Bir başkası da şöyle der:
”Onunla hapsolundun severken sen onu. Onda hapsolunmuşken nasıl seversin onu.
Avunup oynama içinde bulunduğun bu evde. Ayrılır sen­den gafil olduğun bir günde.
Sana yemek yedirir, ama ondan yediklerini. Yiyecek o da senden yakın zamanda. ”
Hadis-i şerifte uzun emel sahibi olmamaya, tevbede acele davranmaya, ölüm için hazırlanmaya delil vardır. Bir ameli varsa inşaallah desin. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
Allah’ın dilemesine bağlamadıkça (inşaallah demedikçe) hiçbir şey için bunu yarım yapacağım deme.[220]
Efendimiz’in, “Sıhhatinden al” ifadesi: Onun bu emri kişinin ameli salih işleme sureti ile sağlıklı olduğu vakitlerin kıymetini bilmesi içindir. Zira bazı zamanlarda hastalık ve yaş­lılıktan kaynaklanan bir sebepten dolayı oruç tutmaya, namaz kılmaya ve benzerlerine gücü yetmeyebilir.
Efendimiz’in”hayatından ölümün için” ifadesi: Efendi­miz (s.a.v), (ahıret için) azık hazırlamayı emretmiştir. Allah’­ın (cc): “Her bir kışi yarın için ne hazırladığına baksın. ”[221] ifadesi de bu manadadır. Kişı ölünceye kadar bunu önemse­mez, ölünce de: “Rabbım, beni döndür de terkettiğim salih amelleri yapayım.”[222] der.
İmam Gazali, şöyle der: “Adem oğlunun beraberindeki bedeni, kendisi ile iyi ameller işlediği, bir ağ gibidir. Hayrı kazanır da ölürse o kendisine yeter. Bundan sonra artık ağa ihtiyacı yoktur. Ki o ölümle kendisinden ayrılan bedendir. Şüphesiz insanın ölmekle dünyaya olan hırsı kesilir. Kabir azığı olması sebebiyle nefs iyi amelleri arzular. Şayet beraberinde iyi amel varsa yetinir. Eğer yoksa, dünyaya azık olmak için dönmek ister. Bu istek ağın kendisinden alınışından sonra ol­duğundan ona, heyhat, geçti denilir. Kişi devamlı bir şaşkın­lık ve ağın alınmasından önce azık alma hususundaki gev­şekliğine pişmanlık içinde bocalar durur. İşte bu sebeble Al­lah Rasülü (s.a.v) “Hayatından ölümün için al.” demiştir. Yü­ce olan Allah’tan (c.c) başka hiçbir güç ve kuvvet sahibi yok­tur. ”[223]

-------------------------------------------------------------------------------:


[219] Buhari, Rikak 3 (nr. 6053); Tirmizi, Zühd 25; İbn Mâce, Zühd 3.
[220] Kehf: 18/23.
[221] Haşr: 59/18.
[222] Müminûn: 23/99-100.
[223] İmam Nevevi, Kırk Hadis, Kahraman Yayınları: 167-169.