31.07.2009

Hz. Resulullah'a(s.a.v) Sevgi..


Anlatıldığına göre adamın biri çöl ortasinda yürürken gözünün önüne çirkin bir yüz dikilir.

Adam «sen kimsin» der. Çirkin yuz «ben senin çirkin amellerinim» diye cevap verir.

Adam «senden kurtulmanın yolu nedir» diye sorar.

«Peygamber (S.A.V)'e selât-ü selâm getirmektir.»der..

Nitekim Peygamberimiz (S.A.S.) söyle buyuruyor: "Bana getirilen selât-ü selâm, sırat köprüsü üzerinde ışıktır, cuma günü seksen kere selât-ü selâm getiren kimsenin geçmis seksen yillik günahi affedilir» der.

Yine anlatildigina göre ademin biri Peygamberimize Hz. Muhammed (S.A.S.)'e selâm getirmezdi, bir geçe rüyasinda Peygamber'imizi (S.A.S.) görür, fakat Peygamber'imiz (S.A.S.) yüzünü adama çevirmez.

Adam «ey Allah (C.C)'in Resul'ü! Yoksa bana kızgın mısın» diye sorar. Peygamber'imiz «hayır» diye cevap verir.

Adam «o halde niye yüzüme bakmıyorsun?» diye sorar. Peygamber'imiz (S.A.S.) «çünkü seni tanımıyorum» diye karsilik verir. Adam «beni nasıl tanımazsın, ben senin ümmetinden biriyim, cümlenin anlattigina göre sen ümmetini ananın çocugunu tanıdığından daha iyi tanırsın» der.


Peygamber'imizin (S.A.S.) cevabı söyle olur: "Alimler dogru söylemişler, yalnız sen üzerime selât-ü selâm getirerek beni hatırlamadin ki! Benim ümmetimi tanımam, üzerime getirecekleri selât-ü selâm ile ölçülüdür".. Bu arada adam uyanir, ve her gün Peygamber'imize (S.A.S.) yüz kere selât-ü selâm getirmeyi üzerine borç haline getirir ve bunu yapar. Bir müddet sonra Peygcmber'imizi (S.A.S.) yine rüyasinda görür. Peygamber'imiz (S.A.S.) ona «simdi seni taniyorum ve sana sefaat edecegim» diye müjde verir. Çünki adam Rasulullahi sever olmustur.


Ulu Allah (C.C.) buyurur ki: "Ey Rasul'üm! de ki, eger Allah'i seviyorsanız, bana uyunuz da Allah´da sizi sevsin ve günahlarınızı affetsin. Hiç süphesiz Allah, bagışlayıcı ve esirgeyicidir" (Al-i imran Süresi- 31; Ayet-i kerimenin nüzul sebebi söyle nakledilir:

Peygamber'imiz (S.A.V) K'ab Ibni Esref ile adamlarını islâmı kabul etmeye davet ettigi zaman onlar da Peygamberimize (S.A.V) «biz Allah'ın ogullari yerindeyiz, o yüzden biz Allah'ı daha çok severiz» diye cevap verdiler. Adamların bu cevabına karsılık ulu Allah (C.C.) Peygamber (S.A.V)'in onlara su mahiyette bir cevap vermesini murat etmis olmalidir:

.. Eger siz Allah (C.C.)'i seviyorsaniz, teblig ettigim dini kabul ederek bana uyunuz. Çünkü ben O'nun bildirisini size ulastiran ve sizinle ilgili hükümlerini açıklayan bir Allah (C.C.) Resulüyüm. Eger benim O'nun adina yaptigim davete uyarsaniz, o sizi sever ve günahlarinizi bagislar. Hiç süphesiz O. bagislayici ve esirgeyicidir.

Mü'minlerin Allah (C.C.)'i sevmesi, O'nun emrine uymakla. ibadetine kosmakla ve hosnutlugunu aramakla olur. Allah'ın (C.C.) mü'minieri sevmesi, onlara merhametle muamele etmesi, onları mükâfatlandırması, günahlarını bagışlaması, onlara rahmet, günahtan korunma ve başarı ihsan eylemesi demektir...

Kaynak: Kalplerin Keşfi-İmam-ı Gazali(r.h)

30.07.2009

Yavuz Sultan Selim'in Hali


Ya­vuz Sultan Selim Şir Pençe illeti sebebiyle Hakk'a yürür­ken Nedimi Hasan Çan'a sorar:
— Hasan bu ne haldir? '
Hasan Can:
— Allah'la beraber olmanın zamanıdır efendimiz".der
Cevab müthiştir:
— Hasan, sen bizi bu ana kadar kimle bilirdin?..


"Rabbim Şefaatlerinden nasiplendirsin.."

23.07.2009

"Diş kaplatmak veya doldurtmak, gusle mani teşkil eder mi?


Cevap: Diş onarımı ile ilgili üç şeklin hangisi olursa olsun, altına suyun geçemeyeceği açıktır. Bu sebeple gusle mani olmaları akla gelmekte ise de, bağlanan tellerin veya kaplanan parçaların, asıl makamına kaim olacağı ve suyun onlara isabetinin kafi geleceği ifade edilmiştir.

Mesela, bir kimsenin kolu veya ayağı kırılsa da alçıya alınsa, gerek gusül için gerekse abdest için sargının üzerine mesh edilmesi, yıkama yerine geçer. Bu arıza, aylarca ve hatta yıllarca devam etse, dinimizin müsaadesi de o kadar devam eder.

Usul-i fıkıhta kıyas bahsi gözden geçirildiği zaman görüleceği üzere, diş kaplatmayı vücuda yapışmış mum veya balık puluna kıyas etmek, kıyas-ı celinin "Tesiri zayıf" kısmına girer.

Bu kısmın illet-i müessiresi kuvvetsizdir. Bu mezvuu kıyas-ı hafi'nin "Tesiri kavi" kısmına uygun bir biçimde ele alıp, kırık bir uzvun üzerindeki sargıya veya alçıya kıyas etmek daha uygundur.


Zira makis ve makisün aleyh arasında bulunan şartlar ve benzerlik bu kısımda daha kuvvetlidir. Usul-i fıkıh ilmine aşinalığı bulunan ilim sahiplerinin meçhulü değildir ki, kıyas-ı hafinin "Tesiri kavi" olan kısmı, kıyas-ı celinin "Tesi-ri zayıf" olan kısmına tercih olunur.

Hanbeli mezhebine göre; gusülde ağzın ve burnun içini yıkamak farzdır.


Hanefi mezhebine göre, guslün farziyetini bildiren Ayet-i Kerimedeki "Fettahherû" Emr-i İlahisine binaen, ağzın ve burnun içinin yıkanması içtihada dayalı bir farzdır. Şafii ve Maliki mezheplerinde ise mazmaza ve istinşak gusülde sünnettir.

Zaruret sebebiyle kaplatılan veya dolgu yaptırılan bir diş gusle mani değildir. Zira zaruret halleri dini kaidelerden müstesna tutulmuştur. Zaruret, meşakkat ve zorluk bulunduğu zaman yıkanması gereken mahalle suyu ulaştırmak şart değil.

Muteber fıkıh kitaplarının bu husustaki sarih hükmü şöyledir: "Vücuttan meşakkatsiz olarak yıkanması mümkün olan her yerin yıkanması farzdır." "Meşakkatsiz olarak yıkanması mümkün olan" ibaresi, ihtirazi bir kayıttır. Yıkanmanın farz olmasında "Meşakkatin bulunmaması" gerektiğin de fıkıh alimlerinin görüş birliği vardır. Zarar verme ihtimali bulunduğundan dolayı, gusül yapılırken gözün içini yıkamanın şart olmadığı, muteber fıkıh kitaplarında sarahatle ifade edilmektedir.

Henüz sünnet olmamış bir erkeğin, tenasül uzvunu örten derinin ağız kısmının dar olması, sıyrılmasında zorluk bulunması, zorlandığı zaman acı vermesi halinde dış kısmının yıkanmasının kafi ve caiz olduğu ifade edilmektedir.

Muhakkak ve şüphe götürmeyecek derecede açık olan cihet şudur:

Gusülde vacip olan husus, yıkanması meşakkatsiz olarak mümkün olan yeri yıkamaktan ibarettir. Bu sebeple, diş kaplatma ve doldurtma meselesinin tetkiki, fıkıh kitaplarının gusül bahsinde değil, ya "Kitabü'l-kerahiyet-i ve'l-istihsan" ya "Kitabü'l hazr-i ve'l-ibaha" veya "Kitabü'l libasi vez-ziynet" bahislerinde ele alınmış bulunmaktadır.

Bu hususta İslam aleminin alimleri arasında bir uyuşmazlık yoktur. Bazı fetva sahiplerinin bu husustaki duraklaması, dini hükmü değil, o şahsın seciyyesini aksettirmiş olur. Bizler, ictihad derecesine ulaşamayız.

Bu itibarla delilimiz müctehidlerin sözü olacaktır. Halbuki ne ictihad sahiplerinden böyle bir söz işitilmiş ne de bir kitapta müşahede edilmiştir. Bu mevzuda fıkıh bilginlerinden nakil olunan hususlar, diş doldurtma veya kaplatmayı nehye, yasaklamaya değil, isbata ve cevaza delalet etmektedir. Yediğimiz gıdaların öğütülmesi, okuyacağımız Kur'an ayetlerinde harfleri mahreclerinden çıkarıp tecvid üzere kıraat edebilmemiz, hep dişlerin eksiksiz olmasına bağlı bulunmaktadır. Dinimiz, bir kimsenin dişini kıranı diyet ödemekle cezalandırırken, dişin hayat-ı beşerde ve İslam nazanndaki ehemmiyetini ortaya koymaktadır. Hal böyle iken, tamiri kabil çürük bir dişi çıkarmak ve yerini boş bırakmak, şahsın kendisinin bileceği bir husustur. Ama bu hususta verilecek fetva da ilim erbabının bileceği bir cihet olarak kalmalıdır..**


**"Fetvalar;Mehmet Emre-Akit Yayınları,1989"

17.07.2009

Abdülkadir Geylani (k.s) Hazretleri Buyuruyor:


...Duâ hakkında:

"Allah’dan dünyâ ve âhiretin hayırlarını iste.

Sakın; "Ben istiyorum. Fakat Allah vermiyor, bende bundan sonra istemeyeceğim." deme. Duâya devâm et. Eğer istediğin şey ezelde senin içintakdir edilmiş ise, Allah’dan istedikten sonra, Allah onu sana gönderir.

Eğer istediğin o rızık ezelde senin için takdir edilmemiş ise, Allah seni o şeye muhtaç kılmaz ve kendinden gelenlere rızâ gösterme nîmetini ihsân eder.

Eğer Allah senin için fakirlik ve hastalık dilemiş ise, sen de Allah’a fakirlikten ve hastalıktan kurtulman için yalvarırsın. O zaman Allah sana râzı ve memnûn olacağın bir hâl verir.

Eğer, ezelde borçlu olmaktakdir edilmişse ve sen de borçtan kurtulmak içinduâ edersen, Allah alacaklıyı sana kötü muâmeleetme hâlinden vaz geçirir. Hatta borcundan azaltma veya hepsini bağışlama hâline çevirir. Eğer dünyâda borçlu halden kurtarmazsa buna karşılıksana bol sevap verir.
Sabır ve tahammüllerin karşılıksız kalmayacağına dâir:

"Halinizden şikâyette bulunmayın. Sabredin, feryadetmeyin. Doğruluk üzere devâm edin. İsteyin,istemekte bıkkınlık göstermeyin. İçindebulunduğunuz istenmeyen hâllerden dolayı ümitsizliğe düşmeyin. Dâimâ ümitli olun.Birbirinize düşman değil, kardeş olun. Birbirinize buğz etmeyin.Allah’a, rızâsı için yapılan sabırlar ve tahammüller,aslâ karşılıksız kalmaz. Onun için bir ân olsun sabrediniz, mutlaka, senelerce bu sabrın mükâfâtını görürsünüz. Ömrü boyunca kahraman lakabıyla meşhûr olan, bu lakabı, bir ânlık cesâreti netîcesinde kazanmıştır. Allah Kur'ân-ı kerîmde meâlen; "Şüphesiz ki, Allah sabredenlerle berâberdir." buyuruyor (Bakara sûresi: 2:153)


Âhiret işlerini önce yapmak husûsunda:

"Âhireti sermâyen, dünyâyı bu sermâyenin kazancı yap. Zamânını, önce âhireti elde etmek için sarf et.Geri kalan vaktini, geçimini temin için harca. Sakın dünyânı sermâye, âhiretini onun kârı şeklindeyapma. Böyle yaparsan, dünyâdan artan zamânını,âhiretin için sarf edersin. Bu zaman zarfında namazlarını kılmaya çalışırsın. Fakat çabucak kılayım diye, rükünlerine riâyet etmezsin. Sonra dünyâ işlerinden dolayı yorulur ve bitkin düşersin. Geceleri namaz kılmaya fırsat bulamazsın.Yorgunluktan ölü gibi yatar, gündüz de faydasız olursun. Nefsine, hevâ ve isteğine hattâ şeytâna tâbi olursun. Âhiretini dünyâya karşılık satarsın.Nefsinin kölesi ve onun bineği olursun. Hâlbuki sen, nefsine binmek, onu yalanlayıp tekzib etmekve selâmet yoluna sokmakla emrolunmuşsun.Bunlar âhiret yolu, Rabbine tâat yoludur. Sen,nefsinden gelen istekleri kabûl etmekle, kendine zulmettin.İsteklerinde, lezzetlerinde, hevâsında ona uydun. Sonunda dünyâ ve âhiretin hayırlısını kaçırdın. Dünyâ ve âhiretini zarara soktun. Böyle olursa, Kıyamet günü din ve dünyâ bakımından insanların en müflisi ve en zararlısı olursun.Nefsine uymakla, dünyâdan fazla bir şeye ulaşamadın. Eğer nefsini âhiret yoluna çekseydin,âhiretini esas ve sermâye kabûl etseydin, dünyâ veâhiretini kazanırdın. Nefsin kötülüklerinden korunur, iyilerden olurdun. Eğer dünyâya rağbet etmeyerek, kötülüklerden uzak kalarak Allah’a itâat edersen, Allah'ın has kullarından olursun.


"Yapılan nasîhatı kabul etmek hakkında:

"Kardeşinin sana yaptığı nasîhatı kabul et. Ona muhâlefet etme. Çünkü o, senin kendinde göremediğin şeyleri görür. Bunun için Resûl-i ekrem; "Mümin, müminin aynasıdır." buyurmuştur.Mümin, din kardeşine yapmış olduğu nasîhatlerde samîmîdir. Onun göremediği şeyleri bildirir. Ona,iyilikler ve kötülükler arasındaki farkı gösterir.Ona, lehinde veya aleyhinde olan şeyleri anlatır."

Acele etmemek husûsunda:

"Acele etme. Acele eden, ya hatâ yapar veya hatâlı duruma yakın olur. Ağır ve temkinli hareket eden,o işte ya isâbet kaydeder veya isâbet etmeye yaklaşır. Acele şeytandandır. Ağır ve temkinli hareket etmek. Allah’dandır. Umûmiyetle aceleye sebep, dünyâlık toplama hırsıdır. Kanâat sâhibi ol.Kanâat bitmeyen bir hazînedir."Gaflet hakkında:"Allah’dan hakkıyla hayâ ediniz. Gafletteolmayınız. Zamânınız, zâyi olup gidiyor. Hâlbuki siz, yiyemeyeceğiniz şeyleri toplamak,ulaşamayacağınız şeylerin peşinde koşmak,oturamayacağınız binâları kurmakla meşgûl oluyorsunuz. Bütün bunlar size, Rabbinizin huzûrunda hesap vermek için duracağınızı unutturuyor. Hâlbuki Allah’ı anmak, âriflerin kalblerinde yerleşir. Onların kalblerini kuşatır.Onlara, Allah’ı hatırlamaya mâni olan her şeyi unutturur."

15.07.2009

Ecel Ayı: Şaban-ıŞerif


Deylemi, Ebû Hüreyre (Radıyallahû anh)'dan rivayet ettiğine göre Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) :
«Eceller Şaban ayından Şaban ayına tayin edilir. Hatta adam evlenir, çocuğu olur. Halbuki ismi ölüler içinde yazılmıştır.»

İbn-i Ebi Dünya ve İbn-i Cerir Zühri tariki ile Osman bin el-Mu-gire bin el-ahnes'ten merfû'an aynısını rivayet etmişlerdir.
Beyhaki'de Şuab-ı İman'da Zühri tariki ile Osman bin Muğire bin el-Ahnes'den bunu rivayet etmiştir.
İbn-i Ebî Hâtem'de îbn-i Abbâs'dan merfû'en bir benzerini rivayet etmiştir:
Hz. Âişe (Radıyallahû anhâ) 'dan rivayet edildiğine göre Peygamber (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) Şaban boyunca oruç tutardı. Ben bunu ona sordum. O buyurdu:
— Allah o sene Ölecek bütün canlıların ecelini Şabanda yazar. İstiyorum ki ben oruçlu iken ecelim gelsin.»

îbn-i Ebi'd Dünya, Ata bin Yesâr'dan rivayetine göre şöyie de­miştir :
— Şaban'm onbeşinci günü olunca Melekü'l-mevte bir sahife verilir. Ona bu sahifedekilerin ruhunu al denilir. Kişi fidan diker evlenir, bina yapar, halbuki ismi ölüler ismi içinde yazılmıştır.>

İbn-i Cerir, Gufre'nin kölesi Ömer'den rivayet ettiğine göre şöy­le demiştir:
«Ölüm meleği İçin kadir gecesinden öbür kadir gecesine kadar Öleceklerin ismi yazılıp verilir. Melek, adama bakar ki evleniyor, fi­dan dikiyor, halbuki ismi ölülerin ismi içindedir.»
îkrime'den (Radıyallahu anh) rivayet edildiğine göre şöyle de­miştir :
«Şaban'in onbeşinci gecesinde senenin bütün işleri kesinleşir. Öle­cek dirilerin ismi yazılır. Hacılar belli olur. Artık bir kişi ne artar, ne eksilir.»

Deynûrî, Mucâlese'de Râşid bin Saad'dan Resûlullah (Salla Aleyhi ve Sellem) 'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
Şaban'in onbeşinci gecesinde Allah ölüm meleğine o sene ruhu­nu almak istediği herkesin ruhunu almasını vahyeder.»
İbn-i Ebid -Dünya ve Hâkim Müstedrekinde sahabi olan Ukbe bin Amr (Radıyallahû anh)'den rivayet ettiğine göre şöyle demiştir:
«Kulun ölümünü ilk önce bilen muhafaza meleğidir. Çünkü o amelim göğe çıkartır. Rızkını indirir. O abde rızık çıkmadığını gö­rünce bilir ki ölecektir
Ebû Şeyh, Tefsir'inde Muhammed bin Hammad'dan şöyle [dedi­ğini rivayet etmiştir:
«Arş altında Allah'ın bir ağacı vardır. Her yaratık için onda bir yaprak vardır. Kulun yaprağı düşünce ruhu cesedden çıkar. İşte «dü­şen her yaprağı Allah bilir» [1] mealindeki âyetin mânâsı budur. [2]



"[1] Enam, 59
[2] İmam Celaleddin Es-Suyuti, Kabir Alemi, Kahraman Yayınları: 107-108."

27.06.2009

Günah'tan Kurtulmak için


Bâzı âlimler demişler ki;
«Kim bir günahı işlese o günahın cezasından on şeyle muaf bilir.
1-2-Tevbe ve istiğfar ederse...

3-o günaha bedel iyiliklerde bulunup günahin yok olmasına çalışırsa...
4-Ve dünyada musibete düçâr olup, günahına kefaret olursa...

5-Ve­ya kabirde sıkıştırılıp günahına kefaret olursa... ,
6-Mümin kardeşleri onun için duada bulunsa...

7-veya onun için istiğfarda bulunsalar...

8-veya amellerinin sevabını ona hediye etse­ler... 9-veya kıyamette şiddetlere düçâr kalıp günahına kefaret olur­sa;...

10-veya peygamberin şefaati imdadına yetişirse... Bu on şekilde kurtulabilir...


kaynak: Kabir Alemi-'Kabir Herkese Daralır'- İmam Suyuti(rahm.)



22.06.2009

Üç Aylar Geldi; Receb-i Şerif


"Salıyı çarşambaya-23/6/09- bağlayan gece üç ayların ilki olan Rceb'i Şerifin başlangıcıdır; bu suretle bu mübarek ayın bazı hususiyetlerine işaret etmeye çalışacağız.. Rabbim bereketini, feyzini ve rahmetini eksik etmeyip, hakkıyla layık etmiş kulları arasına dahil eyleyiversin inşallah.."


Receb Ayının Faziletleri:
«Receb» kelime olarak «tercib» mastarindan türemistir ki tazim ve hürmet mânâsina gelir. Bu ayda tevbe edenlere rahmet yagdigi ve ibadet isleyenlere nûr indigi için bu aya «Asap» adi da verilir. Bu ayda savasma egilimi duyulmadigindan dolayi onun bir diger adi da «Esam» dir.

Ileri sürüldügüne göre, Receb, suyu sütten ak, baldan tatli ve buzdan soguk bir cennet nehrinin adidir. Bu sudan sâdece Receb Ayi'nda oruç tutanlar içebilir.


Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki: «— Receb, Allah'in, Saban benim ve Ramazan da Ümmetimin ayidir.»

Hikmet ehli der ki: «Receb kelimesi üç harften ibarettir. «Ra» «cim» «Bâ»,

«Ra» Allah'in rahmetini. «Cim» kulun suç ve cürmünü. «Ba» da Allâh'in iyiliginin bereketini temsil eder. Kelimenin bu harfleri vasitasi ile sanki ulu Allah «Kulunun suç ve günahini rahmet ve iyiligim arasina alirim» diye buyurur gibidir.»

Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki: «— Kim Receb ayinin yirmi yedinci gecesi oruç tutarsa, amel defterine altmis aylik orucun sevabi yazilir.» Receb ayinin yirmi yedinci günü. Cebrail (A.S)'in Peygamberimize ilk defa vahiy getirdigi ve Peygamberimizin Mirâç'a çiktigi gündür.


Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki: "Beni dinleyin. Receb, insanlarin kavga düsüncesine kapilmadiktan bir Allah Ayi'dir. Inanarak ve önem vererek Receb Ayi'ndan bir gün oruç tutanlar ulu Allah'in Rtzasi'ni hak ederler." Ileri sürüldügüne göre, ulu Allah Zilka'de, "Zilhicce, Muharrem ve Receb Aylari'ni, senenin diger aylarinin süsü olarak yaratmistir.

Nitekim ulu Allah: «Aylarin sayisi Allah katinda, Allah'in Kitabinda on ikidir. Onlarin dördü dokunulmazlik aylaridir» buyuruyor.

Dokunulmaz dört ayin ücü arka arkayadir. Yalniz bir tanesi -ki o da Receb'dir- tek basinadir.


Söylendigine göre Beyt-ül Makdis'de bir kadin Receb Ayi'in her günü on iki bin kere ihlâs Sûresi'ni okur ve bu ay boyunca kaba islemeli bir elbise giyerdi. Bir gün hastalandi, ogluna ölünce kendisini kaba elbisesi ile topraga vermesini vasiyyet etti. Ölünce oglu kadini pahali bir kefene sardi. Gece onu rüyasinda gördü. Kadin rüyada ogluna «Ben senden razi degilim. Çünki sen, vasiyyettmi uygulamadin.» dedi. Oglan korkarak uyandi Yeniden anasini icine sarmak üzere kaba islemeli elbiseyi yanina alarak mezarliga vardi. Kabri acinca anasinin cesedini bulamadi, sasirdi. Bu sirada kulagina «Bize Receb Ayi'nda ibâdet edeni bizim yapayalniz birakmayacagimizi bilmiyor musun» diye bir ses geldi.

ileri sürüldügüne göre, Receb Ayi'nın ilk Cuma Gecesi'nin üçte ikisinden sonra sabaha kadar bütün melekler tek tek Receb Ayi içinde oruç tutanlar için duâ ederler. Peygamber'imîz (S-A.S.) buyuruyor ki: "Kim dokunulmaz oylardan (Zilka'da, Zilhicce, Muharrem ve Receb Aylari) üçer gün oruç tutarsa amel defterine dokuzyüz senelik ibadet sevabi yazilir."


Hadisi rivayet eden Enes Ibni Mâlik : «Bu hadisi, Peygamber´imizin kendisinden isitmedimse kulaklarim sagir olsun!» demistir.


Lâtif bir degerlendirme: Haram aylari dörttür. En büyük melekler dörttür. Allâh'dan gelen baslica Kitablar dörttür. Abdest âzâlari dörttür. Tesbih cümlelerinin en faziletlileri dörttür. Onlar da "Sübhanallah, elham­dülillah, Lâ ilâhe illallâh. Allâhu Ekber" ,dir.

Sayilarin temeli dörttür. Birler, onlar, yüzler, binler. Zaman birimleri saat, gün, ay ve yil olmak üzere dörttür. Mevsimler ilkbahar, yaz, sonbahar ve kis olmak üzere dörttür. Maddelerin hali sicaklik, sogukluk, kuruluk ve yaslik olmak üzere dörttür, insan vücudunun baslica unsurlan safra, koyu sivi, kan ve balgam olmak üzere dörttür.

Rasid halifler Ebû Bekr, Ömer, Osman ve Ali (R. Anhum) olmak üzere dörttür.)


Deyleminin rivayetine göre: Hz. Ayse söyle buyurmustur: Peygamber'imizi «Allah su dört gecede rahmet yagdirir. Kurban Bayrami Gecesi, Ramazan Bayrami Gecesi, Saban Ayi'nin onbesinci Gecesi ve Receb Ayi'nin ilk gecesi» buyururken isittim.» Peygamber'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor: «— Bes gece vardir ki, Allah o geceler içinde kendisine yapilan dualari mutlaka kabul eder: Recebin ilk gecesi. Saban´in onbesinci gecesi. Cuma Gecesi. Ramazan ve Kurban Bayramlarinin Gece'leri.»..


Kaynak:Kalplerin Keşfi(Receb Ayının Fazileti)-İmam-ı Gazali(rahm.aleyh)

Sünnet-i Şerif Ve Hadis İnkarcılarına Duyurulur

 "Bununla beraber Allah ve Resulü bir işe hükmettiği zaman, gerek mümin bir erkek ve gerekse mümin bir kadın için, o işlerinde baş...