19.06.2009

Kürtajcılara..!


151-De ki: "Gelin size Rabbinizin neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, anne-babaya iyilik edin, yoksulluk-endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. -Sizin de, onların da rızıklarını Biz vermekteyiz- Çirkin-kötülüklerin açığına ve gizli olanına yaklaşmayın. Hakka dayalı olma dışında, Allah'ın (öldürülmesini) haram kıldığı kimseyi öldürmeyin. İşte bunlarla size tavsiye (emr) etti; umulur ki akıl erdirirsiniz."
152."Yetimin malına, o erginlik çağına erişinceye kadar -o en güzel (şeklin) dışında- yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı doğru olarak yapın. Hiçbir nefse, gücünün kaldırabileceği dışında bir şey yüklemeyiz. Söylediğiniz zaman -yakınınız dahi olsa- adil olun. Allah'ın ahdine vefa gösterin. İşte bunlarla size tavsiye (emr) etti; umulur ki öğüt alıp-düşünürsünüz." (En'am Suresi 151-152. Ayetler)..

Çocuğa Verilen Söz!


İnsan,bir çocuğa 'Sus sana şunu alacağım' der de sonra verdiği şeyi almazsa bu onun üzerine yalan olarak yazılır ve Kıyamet gününde yalan sebebiyle azab ile cezalandırılır.

Abdullah bin Amir(r.a) dedi ki: Resulullah (s.a.v) bizim evimize geldi. Ben küçük bir çocuktum. Oynamaya gidecektim. Annem bana,"Ey Abdullah, gel, sana bir şey vereceğim." dedi. Bunun üzerine Resulullah(s.a.v) 'Ona ne vermek istemiştin?' dedi. Annem 'Hurma verecektim.' deyince, Peygamber Efendimiz (s.a.v) ' Şayet dediğini yapmayacak olsaydın sana bir yalan günahı yazılırdı.' buyurdu..
kaynak:Ebu Davud, Edeb 88, (4991).

4.06.2009

HELAL,HARAM ve Şüpheli Haller Üzerine




Nu'mân İbni Beşîr radıyallahu anhümâ Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken dinledim, dedi:
"Helâl olan şeyler belli, haram olan şeyler bellidir. Bu ikisinin arasında, halkın birçoğunun helâl mi, haram mı olduğunu bilmediği şüpheli konular vardır.
Şüpheli konulardan sakınanlar, dinini ve ırzını korumuş olur. Şüpheli konulardan sakınmayanlar ise gitgide harama dalar. Tıpkı sürüsünü başkasına ait bir arâzinin etrafında otlatan çoban gibi ki, onun bu arâziye girme tehlikesi vardır.
Dikkat edin! Her padişahın girilmesi yasak bir arâzisi vardır. Unutmayın ki, Allah'ın yasak arâzisi de haram kıldığı şeylerdir.
Şunu iyi bilin ki, insan vücudunda küçücük bir et parçası vardır. Eğer bu et parçası iyi olursa, bütün vücut iyi olur. Eğer o bozulursa, bütün vücut bozulur. İşte bu et parçası kalbdir."
(Buhârî, Îmân 39, Büyû' 2; Müslim, Müsâkat 107, 108. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Büyû' 3; Tirmizî, Büyû' 1; Nesâî, Büyû' 2, Kudât 11; İbni Mâce, Fiten 14)
* * *
Beş hadisin İslâm dininin özünü ihtivâ ettiğini söyleyen âlimler, bu hadîs-i şerîfi o beş hadisten biri kabul etmişler, hatta bazıları bunu İslâm dininin bütün hükümlerini bünyesinde toplayacak kadar geniş mânalı bulmuşlardır.
Peygamber Efendimiz bu hadiste, müslümanların karşısına çıkacak meseleleri üç gurupta toplamaktadır:
Birincisi; yemek, içmek, yürümek, konuşmak ve evlenmek gibi helâl davranışlar.
İkincisi; içki içmek, zina etmek, yalan söylemek, iftira etmek gibi haram davranışlar.
Üçüncüsü ise şüpheli konulardır.
Şüpheli konuların helâl kısmına mı, yoksa haram kısmına mı girdiği ilk bakışta bilinemez. Çünkü din bu konuda bir hüküm getirmemiştir. Bu sebepledir ki, Peygamber Efendimiz, halkın birçoğunun bunları bilemeyeceğini söylemiştir. İslâm âlimleri bunları bilinen benzeri konulara kıyas ederek yani ictihad yaparak açıklığa kavuşturmuşlardır.

Bir yanında helâller diğer yanında haramlar bulunan şüpheli konuların sınırları kesin çizgilerle ayrılmamıştır. Bu sebeple şüpheli konular bölgesinde dolaşmak tehlikelidir. Bu tehlikeyi Peygamber Efendimiz şöyle dile getirmiştir:


Şüpheli konulara yaklaşmaya cesaret edenler, burasının hassas bölge olduğunu unutarak kesin çizgilerle yasaklanmış bölgelere kadar giderler ve sonunda kendilerini yasak bölgenin içinde buluverirler. İşte o zaman bu kimseler iki bakımdan perişan olurlar. Önce müslümanların arasındaki değerlerini kaybederler; halkın diline düşerek rezil olurlar; namus ve haysiyetlerini yitirirler. İkinci olarak da, Allah'ı gücendirirler ve O'nun rızâsını kaybederler. Peygamber Efendimiz'in "Şüpheli konulardan her kim sakınırsa, dinini ve ırzını korumuş olur" sözüyle anlatmak istediği işte budur.
Şüpheli konular bölgesinde dolaşmayı, sisli bölgede yürümeye benzetebiliriz. Sisli bölgede yürümeye devam edenler, içinde bulundukları anormal şartları zamanla normal görebilirler ve farkında olmadan daha koyu sise ve karanlığa dalabilirler. Diğer bir ifadeyle söyleyecek olursak, mekruhlara alışan ve onları önemsemeyen kimseler, çok geçmeden kendilerini haramın içinde bulabilirler.
Şüpheli konuları, sahâbîlerin iyi bildiği bir misâlle açıklamak isteyen Peygamber Efendimiz, onlara Arap hükümdarlarının korularını hatırlattı. Arap hükümdarları kendi hayvanlarının otladığı özel koruya başkalarını yaklaştırmazlardı. Yaklaşmaya cesaret edenlere ağır cezalar verirlerdi. Bunu belirttikten sonra Efendimiz Allah'ın da bir yasak arâzisi yâni haramları olduğunu, o yasak arâziye girenlerin Allah'a karşı gelmiş sayılacaklarını söyledi.
Bu üç farklı bölgeyi, yâni dolaşılması helâl, şüpheli ve yasak arâziyi insana kalbinin göstereceğini belirten Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem, kalbin sağlığını korumanın çok önemli olduğunu anlatmaktadır. Hadisimizin baş tarafı ile son tarafında böyle bir ilgi vardır. Efendimiz demek istiyor ki, kalbin sağlığını koruyabilmek için onu helâl lokma ile beslemek şarttır. Kalbin iyi ile kötüyü, şüpheli ile yasağı ayırt edebilmesi buna bağlıdır. Haram lokma ile beslenen kalb, zamanla saflığını yitirerek bulanır, hatta bir zaman sonra kararmaya başlar. Bu hal kalbin hastalandığını ve ayırıcı özelliğini yitirdiğini gösterir.
Bir defasında Peygamber aleyhisselâm kalbin nasıl hastalandığını anlattı. Yapılan her bir günahın kalbin üzerinde siyah bir nokta meydana getirdiğini, noktalar çoğaldığı zaman kalbin siyah bir hal aldığını ve artık iyi ile kötüyü birbirinden ayırma görevini yapamadığını söyledi.
Kalbin sağlığını korumak veya hastalanmış bir kalbi iyileştirmek için yapılması gerekeni, onu icad edip yaratan bildirmiş ve: "Unutmayın ki, kalbler, Allah'ı anarak huzura kavuşur" buyurmuştur [Ra'd sûresi (13), 28]. Allah Teâlâ'nın yapmamızı istediği her ibadet, kalbin sağlığını korumak için emredilmiştir. Allah adıyla dirilip can bulan bir kalb, vücut ülkesinin yegâne sultanı olduğu için, emri altındaki bütün varlıklara, yani ellere, ayaklara, dillere, dudaklara, gözlere, kulaklara isabetli emirler verir; başarılı bir hükümdâr olur.
Peygamber Efendimiz'in küçücük et parçası diye anlattığı kalb, acaba göğsümüzde çırpınıp duran et parçası mı, yoksa davranışlarımıza yön veren akıl mıdır? Öyle anlaşılıyor ki, davranışlarımıza yön veren şey, o çırpınan kalb sayesinde varlığını koruyan akıldır. Kalbin iyiliği sözüyle anlatılan da, sağlam bir anlayış ve mükemmel bir düşüncedir

23.05.2009

Bitme(yecek)yen Bahanelerimiz! 2


- Benim ahiret kavramım değişik.
- Aklıma bin türlü şey geliyor,yok olmuyacak böyle.
- E inşallah,ileride Allah nasip ederse.
- Bir gün bir başlıcam,tam başlıcam zaten. biliyorum
- benim bilmediğim tek şey 5 vakit namaz,o da işime gelmiyor. ‘ha ha ha’..
- Aha senin gibi gelip böyle konuşuyorlar,inadına kılmıyorum bende
- namaz kılmıyorum ama kimse beni öldürmedi şimdiye kadar !
- kılmıyorum ama kılana da bir şey diyemem (Ömür geçer…)
- Kur’anda ‘namaza yaklaşmayın’ yazıyo. (İçkili iken namaza yaklaşmama konusunda ayeti çarptıranlara uyanlar)
……..vs
birde şeytan vesveseleri var günümüzde,…


- Zina değil bu, kendi aramızda sözlendik biz.
- Tevbe ederim sonra
- Bir kereden bir şey olmaz be
- Herşeyide dine yormasan olmaz
- E bi kere başladık artık,içiyoruz
- E günahsa niye yarattı o zaman ALLAH
- Ya ne alakası var,keyfimizi kaçırma şimdi (Öğüt ve nasihattan sonra)
- Herşeyin bir zamanı var
- O yasak bu haram, ne helal o zaman? (İsyan şekli)
- İş yok,ekmek yok, çalmadan çırpmadan olmuyor işte.
- Eğilip kalktığımda kendimi tuhaf hissediyorum
- Hep aynı rakamları oynuyorum,sistem kesin. Vuracak para
- Millet orada gülüp eyleşirken,benim ne eksiğim var?
- Kur’an da yazıyo mu böyle değil diye, ee? (Maalesef bu yaklaşım içinde olan çok var )
- Zayıfım ben,tutamıyorum ki kendimi.
- Vay vay, gelip bana bir şey diyecek,ben öyle duracağım ha! Keserim adamı
- Yasaklar tatlıdır, ehi ehi..
….vs.. gider bu.
Cenab-ı Allah sonumuzu hayır eylesin,. Allah (c.c) cümle Hz.Muhammed (s.a.v)ümmetini korusun..Şeytanın şerrinden koru bizi ya rabbel alemin, gafletten,düşüklükten korubizi Hak yolunda ilet Allah’ım, koru bizi..

Bitme(meyecek)yen Bahanelerimiz! 1


Gençken yaşayamazsam başka ne zaman yaşayacağım
- Ben onlardan daha müslümanım
- LA İLAHE İLLALLAH diyen herkes cennete girecek nasıl olsa
- Yaşlanınca kılarım
- Çalışmakta ibadet (mutlaka,ama bunu farklı yorumlayanları az çok görürsünüz)
- Allah kısmet ettiği zaman kılarım
- Namaz kılmıyorum ama Müslümanım
- ALLAH (c.c) kalbe bakar..
- Zaman müsait olmuyor bir türlü,
- Üşendim ya,o yüzden
- Her koyun kendi bacağından asılır
- O benimle ALLAH arasında
- Bir şey olmaz ALLAH affeder
- Ya o ayrı o ayrı, onunda yeri zamanı var
- Cehennemde bir süre kaldıktan sonra cennete girmeyecekmiyiz
- Bizim evde de kimse kılmıyorki
- Cuma’ları hiç kaçırmıyorum ama o değilde.Bayram namazı filan kılıyorum yani.
(İki Cuma arası günahların affı ile yol alıp,bu iki Cuma arası kılmadığı namazların günahının affolacağını düşünen bazı çevreler var)
- Kendimi iyice disipline ediyim öyle (Sonu gelmez güne doğru kulaç atanlar)
- La bu kadar günahla,Allah’ın karşısına nasıl çıkarım ben
- Millet der, ‘hacı hocamı oldun’, gülerler adama
- Dua da ibadet nasıl olsa,dua ediyorum gece yatarken ben
- Dinden soğuttular beni, o yüzden
- Ramazan gelsin kılarız,sorun değil
- Bu işi kim sonuna kadar götürebilirki, sen kıldın da ne kazandın
- Ramazanda kılarız, çünkü o zaman bir namaz yetmiş namaza bedel
- Abdest alıcan,camiye gidicen filan, bunlar bizi aşar.
- Kıldıkta ne oldu bugüne kadar,aynı hani?
- Müslümanlığı tam olarak bilmiyorum ki daha.
- İçimden geldiği zaman ve kendimi hazır hissettiğim zaman kılıyorum.
- Kılmıyorum ama hiç günah işlemiyorum....

20.05.2009

'VAV ile ELİF'

Aşk da tıpkı elif gibidir,isminde gizlidir,ama okunmaz.o olmadan da besmele sese gelmez.o her şeyin içindedir,ama hiç bir şeyde görünmez. "hz.mevlana"

İnsan vav şeklinde doğar, bir ara doğrulunca kendini elif sanır.İnsan iki büklüm yaşar, oysa en doğru olduğu gün ölmüştür.Kulluğun manası vavdadır, elif uluhiyetin ve ehadiyetin simgesidir.O yüzden Lafz-ı ilahi elifle başlar. Elif kainatın anahtarıdır, vav kainattır.. Rabbi vav gibi mütevazı olsun ister kulları.

Musa dal olmuştur ama Firavunun gözü Elifte kalmıştır.İbrahim ateşte vavdır, Nemrut bizzat ateşe odun.
Yunus, vav olup balığın karnında anca kurtarmıştır kendini.İnsan iki büklüm olunca rahat eder ana karnında.Boylu boyunca uzansa da kim rahattır mezarında?
Vavın elifle münasebeti ne kadar iyiyse, kainatın dengeside o kadar düzgündür.Kim kimi hatırlarsa evvel o ona koşar.Kainatta tüm cisimler boşlukta dönerken insan belki o yüzden boşlukta kalmamış, Rabbi onu imanla doldurmuştur.Evvelde eliftir, bir ilahi nefesle ahirde vav olur kainat.
İyi bakıldığında, görmek için bakıldığında; Bazen bir insanın secdedeki hali, bazen bir ceninin anne karnında ki haline benzer..Vav Harfi, 'ın Vahid ismini ve birliğini simgeler. Ebced hesabında 6 rakamına denktir ki ; Bu yönüyle aynı zamanda imanın 6 şartını temsil ettiği söylenir.Harfi med olduğu gibi, kasem harfidir. Aynı zamanda, iki cümleyi veya özneyi bağlayan bağlaçtır

Ey aşkın binbir başlı vav hali
Ey sonsuz kavram
Gaflet vaktinde Gel gönlümün üstüne
Usta bir hattatım ben
Aşkı çizerim mekânlara
Aşk sığmaz ki bu ummana
Vav olur gözlerimiz
Bürünürüz canlara
Bir seyyah gibi
Gelip göçen, göçüp giden
Bu mekândan mekân'a
Demem o ki
Tarifini yapamam ben imkâna
Bir hattatım
Zamana vav çizmekteyim
Hilalin dolunaya
Dolunayın hilale dönüştüğü zamana






Ve mahlukat
Nefes nefes aşk çekerken Mevla'ya
Üstümde aşk kokusu var
Yaşadıkça beni yontar
Ve benzetir insana
Elimde vav
Gönlümde vav
Gözümde vav
Dem dem vav kesilirim
Beni insan yapana
Ey kalbimden geçeni bilen Allah'ım
'Kulum' de kâfi bana
İster nârına garket İster nuruna

9.05.2009

Vücud'un Özü


vKendini tanimak, bilmek istersen, iki seyden yaratilmis oldugunu bilmelisin. Biri zahirî kalıp. Buna beden derler. Göz ile görülebilir. Digeri bâtin [içyüz, görünmeyen taraf] mânâsindadir. Ona nefs derler, ruh derler ve kalb derler. Bu ancak hakikat gözü ile bilinir. Bas gözü ile görülemez. Senin hakikatin, aslin, bu bâtin mânâsindadir. Ondan gayrisi ona tâbidir. Onun askeri ve hizmetçisidir. Biz bu mânâya kalb ismini verecegiz. Kalb dedigimiz zaman biliniz ki, bazen ruh dedikleri, bazen nefs dedikleri, insanin hakikatini demek istiyoruz. Kalb demekle, gögsün sol tarafina yerlestirilmis olan et parçasi [yâni yüregi] kasdetmiyoruz. Onun bir kiymeti yoktur. Hayvanlarda da ölülerde de vardir. Bas gözü ile görülebilir. Bas gözü ile görülen her sey, bu âlemden olup bunlara âlem-i sehâdet denir.

Kalbin hakikati bu âlemden degildir. Bu âleme garib olarak gelmistir. Yolcu gibi gelmistir. Görünen et parçasi [yürek] onun tasiyicisi ve âletidir. Bedenin tüm uzuvlari [organlari], onun askeridir. Bütün bedenin padisahi odur. "Hak Teâlâ'yi tanimak, O'nun cemâlini müsahede etmek, onun sifatidir. Teklif ona olmaktadir. Hitab onadir. 'Itab ve ikab [azarlama ve cezalandirma] onadir. Asil saadet ve sekavet [bedbahtlik, kötü hallilik] onun içindir. Beden, bütün bunlarda ona uymaktadir."

Onun hakikatini bilmek, sifatlarini tanimak, Allahü Teâlâ'yi tanimanin, bilmenin anahtaridir. Onu bilmeye çok ugras ki, o çok yüksek bir cevherdir. Melekler cevherindendir. Onun asil madeni, Allahü Teâlâ hazretleridir. Oradan gelmistir, tekrar oraya dönecektir. Buraya gurbete gelmistir. Ticaret ve ziraat tohumu ekmek için gelmistir. O hâlde bu mânâdaki ticaret ve ziraati bilmelisin.
İmam-ı Gazali(rh.)

Sünnet-i Şerif Ve Hadis İnkarcılarına Duyurulur

 "Bununla beraber Allah ve Resulü bir işe hükmettiği zaman, gerek mümin bir erkek ve gerekse mümin bir kadın için, o işlerinde baş...