Mübarek Günler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mübarek Günler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21.07.2012

Hoş Geldin Mübarek Ay

Kur'an-ı Kerim'de: "Ey iman edenler!.. Sizden evvelki (ümmet)lere yazıldığı gibi, sizin üzerinize de oruç yazıldı (farz kılındı). Tâ ki, korunasınız"(Bakara Suresi.183) hükmü beyan buyurulmuştur. Oruç'un Hicret'ten sonra "Farz" kılındığı hususunda ittifak vardır. Sahih olan rivayete göre; Bedir Savaşı'ndan kısa bir süre sonra farz kılınmıştır.(6) Hz. Aişe (r.anha) validemizden rivayete göre; Resûl-i Ekrem (sav) daha önce Aşûre orucuna devam buyurmuştur. Hz. Muaz b. Cebel (ra)'den rivayet edilen bir habere göre de; Medine'de her ay üç gün oruç tutmuş ve bunu ashabına da tavsiye etmiştir. İmam-ı Merginani: "Şüphesiz ki; Ramazan ayında oruç tutmak farzdır. Çünkü Allahû Teâla (cc): "Sizin üzerinize oruç farz kılındı" buyurmuştur. Ayrıca farziyeti hususunda icmâ teşekkül etmiştir. Bundan dolayı Ramazan orucunun farziyetini inkâr eden kâfir olur"(7) hükmünü zikretmektedir.

Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Oruç insanı cehennem ateşinden koruyan bir kalkandır; tıpkı sizi harpte ölüme karşı muhafaza eden bir kalkan gibi"(8) buyurduğu bilinmektedir. Malûm olduğu üzere oruç; mükellefi her türlü şehvetten alıkoyan ve ihlâsı artıran bir ibadettir. Açlığa, susuzluğa ve nefsin diğer arzularına boyun eğmemek ve direnmek açısından da oldukça önemlidir. Allahû Teâla (cc)'ya iman eden ve O'nun uğrunda cihad'a karar veren mü'min oruç ibadeti ile kuvvetli bir iradeye sahip olur. Hicrî Takvim; ayın hareketlerine göre değiştiği için, her yıl diğerine nisbetle on veya onbir gün önce gelir. Dolayısıyla insan bazen (-30) derecede, bazen de (+40) derecede oruç tutar. Bu bir anlamda mükellefin "Dondurucu bir soğukta ve kavurucu bir sıcakta dahi, Allahû Teâla (cc)'nın emirlerine uymaya hazırım" taahhüdünde bulunmasıdır. Ayrıca bir ay süre ile; nefsinin bütün şehvetlerini terketmesi oldukça önemli bir hadisedir.

Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Oruç bir kalkandır. Oruçlu kem (kötü) söz söylemesin. Oruçlu, kendisiyle itişmek ve dalaşmak isteyene iki defa "Ben oruçluyum" desin.

Ruhum yed-i kudretinde olan Cenab-ı Hak'ka (cc) yemin ederim ki; oruçlu ağzın (açlık) kokusu, Allah indinde misk kokusundan daha temizdir.

Cenab-ı Hak (cc) buyurmuştur ki; "Oruçlu kimse benim (rızam) için yemesini, içmesini, cinsi arzusunu bırakmıştır. Oruç doğrudan doğruya bana edilen (riya karışmayan) bir ibadettir. Onun (sayısız) ecrini de doğrudan doğruya ben veririm. Halbuki başka ibadetlerin hepsi on misliyle ödenmektedir""(9) buyurduğu bilinmektedir.


.............................................................................................:

(6) Mecmûat'u't Tefasir İst: 1970, Çağrı Yay. C: 1, Sh: 257, (Haazin böl.). Ayrıca İbn-i Kesir - Tefsirû'l Kur'an'il Azim - Beyrut: 1969, D. Marife C: 1, Sh: 213.

(7) İmam-ı Merginani - El Hidaye şerhû Bidayetü'l Mübtedi - Kahire: 1965, C: 1, Sh: 118.

(8) Sünen-i Nesai - İst: 1401, Çağrı Yay. C: 4, Sh: 167, (K. Savm: 43)

(9) Abdi'l Latifi'z Zebidi - Sahih-i Buhari Muhtasarı, Tecrid-i Sarih tercemesi ve şerhi - Ankara: 1974 (3 bsm) C: 6, Sh: 248, Had. No: 897.

22.05.2012

Receb-i Şerif

«Receb» kelime olarak «tercib» mastarindan türemistir ki tazim ve hürmet mânâsina gelir. Bu ayda tevbe edenlere rahmet yagdigi ve ibadet isleyenlere nûr indigi için bu aya «Asap» adi da verilir. Bu ayda savasma egilimi duyulmadigindan dolayi onun bir diger adi da «Esam» dir.

Ileri sürüldügüne göre, Receb, suyu sütten ak, baldan tatli ve buzdan soguk bir cennet nehrinin adidir. Bu sudan sâdece Receb Ayi'nda oruç tutanlar içebilir.

Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

«— Receb, Allah'in, Saban benim ve Ramazan da Ümmetimin ayidir.»

Hikmet ehli der ki: «Receb kelimesi üç harften ibarettir. «Ra» «cim» «Bâ», «Ra» Allah'in rahmetini. «Cim» kulun suç ve cürmünü. «Ba» da Allâh'in iyiliginin bereketini temsil eder. Kelimenin bu harfleri vasitasi ile sanki ulu Allah «Kulunun suç ve günahini rahmet ve iyiligim arasina alirim» diye buyurur gibidir.»

Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

«— Kim Receb ayinin yirmi yedinci gecesi oruç tutarsa, amel defterine altmis aylik orucun sevabi yazilir.»

Receb ayinin yirmi yedinci günü. Cebrail (A.S)'in Peygamberimize ilk defa vahiy getirdigi ve Peygamberimizin Mirâç'a çiktigi gündür.

Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

"Beni dinleyin. Receb, insanlarin kavga düsüncesine kapilmadiktan bir Allah Ayi'dir. Inanarak ve önem vererek Receb Ayi'ndan bir gün oruç tutanlar ulu Allah'in Rtzasi'ni hak ederler."

Ileri sürüldügüne göre, ulu Allah Zilka'de, "Zilhicce, Muharrem ve Receb Aylari'ni, senenin diger aylarinin süsü olarak yaratmistir.

Nitekim ulu Allah: «Aylarin sayisi Allah katinda, Allah'in Kitabinda on ikidir. Onlarin dördü dokunulmazlik aylaridir» buyuruyor. Dokunulmaz dört ayin ücü arka arkayadir. Yalniz bir tanesi -ki o da Receb'dir- tek basinadir.

Söylendigine göre Beyt-ül Makdis'de bir kadin Receb Ayi'in her günü on iki bin kere ihlâs Sûresi'ni okur ve bu ay boyunca kaba islemeli bir elbise giyerdi.

Bir gün hastalandi, ogluna ölünce kendisini kaba elbisesi ile topraga vermesini vasiyyet etti.

Ölünce oglu kadini pahali bir kefene sardi. Gece onu rüyasinda gördü. Kadin rüyada ogluna «Ben senden razi degilim. Çünki sen, vasiyyettmi uygulamadin.» dedi.

Oglan korkarak uyandi Yeniden anasini icine sarmak üzere kaba islemeli elbiseyi yanina alarak mezarliga vardi. Kabri acinca anasinin cesedini bulamadi, sasirdi.

Bu sirada kulagina «Bize Receb Ayi'nda ibâdet edeni bizim yapayalniz birakmayacagimizi bilmiyor musun» diye bir ses geldi.

ileri sürüldügüne göre, Receb Ayi'nm ilk Cuma Gecesi'nin üçte ikisinden sonra sabaha kadar bütün melekler tek tek Receb Ayi içinde oruç tutanlar için duâ ederler.

Peygamber'imîz (S-A.S.) buyuruyor ki:

"Kim dokunulmaz oylardan (Zilka'da, Zilhicce, Muharrem ve Receb Aylari) üçer gün oruç tutarsa amel defterine dokuzyüz senelik ibadet sevabi yazilir."

Hadisi rivayet eden Enes Ibni Mâlik : «Bu hadisi, Peygamber´imizin kendisinden isitmedimse kulaklarim sagir olsun!» demistir.

Lâtif bir degerlendirme: Haram aylari dörttür. En büyük melekler dörttür. Allâh'dan gelen baslica Kitablar dörttür. Abdest âzâlari dörttür. Tesbih cümlelerinin en faziletlileri dörttür.

Onlar da "Sübhanallah, elham­dülillah, Lâ ilâhe illallâh. Allâhu Ekber" ,dir. Sayilarin temeli dörttür. Birler, onlar, yüzler, binler. Zaman birimleri saat, gün, ay ve yil olmak üzere dörttür.

Mevsimler ilkbahar, yaz, sonbahar ve kis olmak üzere dörttür. Maddelerin hali sicaklik, sogukluk, kuruluk ve yaslik olmak üzere dörttür, insan vücudunun baslica unsurlan safra, koyu sivi, kan ve balgam olmak üzere dörttür. Rasid halifler Ebû Bekr, Ömer, Osman ve Ali (R. Anhum) olmak üzere dörttür.)

Deyleminin rivayetine göre: Hz. Ayse söyle buyurmustur:

Peygamber'imizi

«Allah su dört gecede rahmet yagdirir. Kurban Bayrami Gecesi, Ramazan Bayrami Gecesi, Saban Ayi'nin onbesinci Gecesi ve Receb Ayi'nin ilk gecesi» buyururken isittim.»

Peygamber'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:

«— Bes gece vardir ki, Allah o geceler içinde kendisine yapilan dualari mutlaka kabul eder: Recebin ilk gecesi. Saban´in onbesinci gecesi. Cuma Gecesi. Ramazan ve Kurban Bayramlarinin

"Tüm İslam Aleminin Bu Mübarek Gecesi Hayırlara ve dualarımıza vesile olsun Rabbim Rahmet kapısından meccanen içeri alıversin İnşaallah..."

------------------------------------------------------------------------------

Kalplerin Keşfi İmam-ı Gazali (rah. aleyh)

2.06.2011

Receb-i Şerif Ayı

«Receb» kelime olarak «tercib» mastarindan türemistir ki tazim ve hürmet mânâsina gelir. Bu ayda tevbe edenlere rahmet yagdigi ve ibadet isleyenlere nûr indigi için bu aya «Asap» adi da verilir. Bu ayda savasma egilimi duyulmadigindan dolayi onun bir diger adi da «Esam» dir.

Ileri sürüldügüne göre, Receb, suyu sütten ak, baldan tatli ve buzdan soguk bir cennet nehrinin adidir. Bu sudan sâdece Receb Ayi'nda oruç tutanlar içebilir.

Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

«— Receb, Allah'in, Saban benim ve Ramazan da Ümmetimin ayidir.»

Hikmet ehli der ki: «Receb kelimesi üç harften ibarettir. «Ra» «cim» «Bâ», «Ra» Allah'in rahmetini. «Cim» kulun suç ve cürmünü. «Ba» da Allâh'in iyiliginin bereketini temsil eder. Kelimenin bu harfleri vasitasi ile sanki ulu Allah «Kulunun suç ve günahini rahmet ve iyiligim arasina alirim» diye buyurur gibidir.»

Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

«— Kim Receb ayinin yirmi yedinci gecesi oruç tutarsa, amel defterine altmis aylik orucun sevabi yazilir.»

Receb ayinin yirmi yedinci günü. Cebrail (A.S)'in Peygamberimize ilk defa vahiy getirdigi ve Peygamberimizin Mirâç'a çiktigi gündür.

Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

"Beni dinleyin. Receb, insanlarin kavga düsüncesine kapilmadiktan bir Allah Ayi'dir. Inanarak ve önem vererek Receb Ayi'ndan bir gün oruç tutanlar ulu Allah'in Rtzasi'ni hak ederler."

Ileri sürüldügüne göre, ulu Allah Zilka'de, "Zilhicce, Muharrem ve Receb Aylari'ni, senenin diger aylarinin süsü olarak yaratmistir.

Nitekim ulu Allah: «Aylarin sayisi Allah katinda, Allah'in Kitabinda on ikidir. Onlarin dördü dokunulmazlik aylaridir» buyuruyor. Dokunulmaz dört ayin ücü arka arkayadir. Yalniz bir tanesi -ki o da Receb'dir- tek basinadir.

Söylendigine göre Beyt-ül Makdis'de bir kadin Receb Ayi'in her günü on iki bin kere ihlâs Sûresi'ni okur ve bu ay boyunca kaba islemeli bir elbise giyerdi.
Bir gün hastalandi, ogluna ölünce kendisini kaba elbisesi ile topraga vermesini vasiyyet etti.

Ölünce oglu kadini pahali bir kefene sardi. Gece onu rüyasinda gördü. Kadin rüyada ogluna «Ben senden razi degilim. Çünki sen, vasiyyettmi uygulamadin.» dedi.

Oglan korkarak uyandi Yeniden anasini icine sarmak üzere kaba islemeli elbiseyi yanina alarak mezarliga vardi. Kabri acinca anasinin cesedini bulamadi, sasirdi.

Bu sirada kulagina «Bize Receb Ayi'nda ibâdet edeni bizim yapayalniz birakmayacagimizi bilmiyor musun» diye bir ses geldi.

ileri sürüldügüne göre, Receb Ayi'nm ilk Cuma Gecesi'nin üçte ikisinden sonra sabaha kadar bütün melekler tek tek Receb Ayi içinde oruç tutanlar için duâ ederler.

Peygamber'imîz (S-A.S.) buyuruyor ki:

"Kim dokunulmaz oylardan (Zilka'da, Zilhicce, Muharrem ve Receb Aylari) üçer gün oruç tutarsa amel defterine dokuzyüz senelik ibadet sevabi yazilir."

Hadisi rivayet eden Enes Ibni Mâlik : «Bu hadisi, Peygamber´imizin kendisinden isitmedimse kulaklarim sagir olsun!» demistir.

Lâtif bir degerlendirme: Haram aylari dörttür. En büyük melekler dörttür. Allâh'dan gelen baslica Kitablar dörttür. Abdest âzâlari dörttür. Tesbih cümlelerinin en faziletlileri dörttür.

Onlar da "Sübhanallah, elham­dülillah, Lâ ilâhe illallâh. Allâhu Ekber" ,dir. Sayilarin temeli dörttür. Birler, onlar, yüzler, binler. Zaman birimleri saat, gün, ay ve yil olmak üzere dörttür.

Mevsimler ilkbahar, yaz, sonbahar ve kis olmak üzere dörttür. Maddelerin hali sicaklik, sogukluk, kuruluk ve yaslik olmak üzere dörttür, insan vücudunun baslica unsurlan safra, koyu sivi, kan ve balgam olmak üzere dörttür. Rasid halifler Ebû Bekr, Ömer, Osman ve Ali (R. Anhum) olmak üzere dörttür.)

Deyleminin rivayetine göre: Hz. Ayse söyle buyurmustur:

Peygamber'imizi

«Allah su dört gecede rahmet yagdirir. Kurban Bayrami Gecesi, Ramazan Bayrami Gecesi, Saban Ayi'nin onbesinci Gecesi ve Receb Ayi'nin ilk gecesi» buyururken isittim.»

Peygamber'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:

«— Bes gece vardir ki, Allah o geceler içinde kendisine yapilan dualari mutlaka kabul eder: Recebin ilk gecesi. Saban´in onbesinci gecesi. Cuma Gecesi. Ramazan ve Kurban Bayramlarinin

"Tüm İslam Aleminin Bu Mübarek Gecesi Hayırlara ve dualarımıza vesile olsun Rabbim Rahmet kapısından meccanen içeri alıversin İnşaallah..."
------------------------------------------------------------------------------
Kalplerin Keşfi İmam-ı Gazali (rah. aleyh)

10.08.2010

ORUCUN VE RAMAZAN AYININ FAZİLETİ




3082 - Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Ademoğlunun her ameli katlanır. (Zira Cenab-ı Hakk'ın bu husustaki sünneti şudur:) Hayır ameller en az on misliyle yazılır, bu yediyüz misline kadar çıkar. Allah Teâla Hazretleri (bir hadis-i kudside) şöyle buyurmuştur: "Oruç bu kaideden hariçtir. Çünkü o sırf benim içindir, ben de onu (dilediğim gibi) mükâfaatlandıracağım. Kulum benim için şehvetini, yiyeceğini terketti."

"Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir; diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku (halüf), Allah indinde misk kokusundan daha hoştur.''

3083 - Bir rivayette de şöyle buyrulmuştur: "Oruç perdedir. Biriniz birgün oruç tutacak olursa kötü söz sarfetmesin, bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız laf edecek veya kavga edecek olursa "ben oruçluyum!'' desin (ve ona bulaşmasın).''

Buhari, Savm 2, 9, Libas 78; Müslim, Sıyâm 164 (1151); Muvatta, Sıyâm 58, (1, 310); Ebu Dâvud, Savm 25 (2363); Tirmizi, Savm 55, (764); Nesâi, Sıyâm 41, (2, 160-161); İbnu Mâce, Sıyam 1, (1638), Edeb 58, (3823).

3084 - Yine Ebu Hüreyıe (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kim Allah Teala yolunda bir gün oruç tutsa, Allah onunla ateş arasına, genişliği sema ile arz arasını tutan bir hendek kılar.''

Tirmizi, Cihâd 3, (1624).

3085 - Ebu Ümâme (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ey Allah'ın Resülü dedim, bana öyle bir amel emret ki (yaptığım takdirde) Allah beni mükâfaatlandırsın.''

"Sana dedi, orucu tavsiye ederim, zira onun bir eşi yoktur.''

Nesâi, Sıyam 43, (4, 165).

3086 - Sehl İbnu Sa'd (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Cennette Reyyân denilen bir kapı vardır. Oradan sadece oruçlular girer. Oruçlular girdiler mi artık kapanır, kimse oradan giremez."

Buhari, Savm 4, Bed'ü'l- Halk 9; Müslim, Sıyâm 166, (1152); Nesâi, Sıyam 43, (4, 168); Tirmizi, Savm 55, (765).

Tirmizi'nin rivayetinde şu ziyâde var: "Oraya kim girerse ebediyyen susamaz.''

3087 - Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselam) buyurdular ki: "Kim bir oruçluya iftar ettirirse, kendisine onun sevabı kadar sevap yazılır. Üstelik bu sebeple oruçlunun seyabından hiçbir eksilme olmaz.''

Tirmizi, Savm 82, (807); İbnu Mâce, Sıyâm 45, (1746).

3088 - Yine Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "ResuluIIah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur."

Buhari, Savm 5, Bed'ü'I-Halk 11, Müslim, Sıyâm 2, (1079); Nesâi, Sıyâm 5, (4, 129).

3089 - Nesâi 'nin bir rivayetinde şöyle gelmiştir: "Bir münâdi, her gece şöyle nida edip bağırır: "Ey hayır isteyen, gel! Ey şer isteyen kendini şerden tut!''

Nesâi, Savm 5, (4, 130).

3090 - Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Ramazandan sonra hangi oruç efdaldir?'' diye sorulmuştu, şu cevabı verdi:

"Ramazanı ta'zim için Şa'bân!" Tekrar soruldu:

"Hangi sadaka efdaIdir?''

"Ramazanda verilen!'' cevabını verdi.''

Tirmizi, Zekat 28, (663).

15.09.2009

Leyle-i Kadrimiz Mübarek ola

"Kutsal gecelerin en başında Kadir Gecesi'nin geldiğinde şüphe yoktur. Nitekim Hazreti Kur'an'ın ifadesiyle, "Kadir Gecesi, bin aydan hayırlı bir gecedir!
Ancak kendi zatında bin aydan hayırlı olan bu geceyi, biz kendi hakkımızda nasıl bin aydan hayırlı hale getirebiliriz? Bin ay yaşamış gibi bir sevap kazanmaya nasıl vesile kılabiliriz? İşte mesele burada, geceyi kendi hakkımızda da bin aydan hayırlı hale getirebilme meselesinde.
Şayet bu geceyi de sıradan bir gece gibi (günahları terk etme kararı almadan) geçirirsek, elbette sıradan bir gece gibi sonuç alırız, diğer gecelerden farklılık söz konusu olmaz gelecek hayatımızda.. Öyle ise sıradan bir gecelikten çıkaran bir farklılık olmalı, geçmişte yaşadığımız günahlı halleri gelecekte bir daha yaşamama kararı almalıyız Kadir Gecesi'nde..
Böyle mühim bir kararı nasıl alabiliriz bu gecede?
Önce alışageldiğimiz ibadet ve dualarımızı büyük bir heyecanla yapar, bunları tamamladıktan sonra bir köşeye çekilerek geçmişimizi, geleceğimizi düşünmeye başlar, hayatımızın bir muhasebesini yaparız.
-Bugüne gelinceye kadar yaşadığım hayatım tam hedefini bulmuş, gayesine ermiş mi? Vicdanen rahat mıyım yaşadığım hayattan? Yoksa yer yer pişman olduğum yanlışlar yapmış, sürçmelere maruz kalmış mıyım? Şayet böyle yanlışlar yapmışsam bu gece öylesine kesin bir karar almalıyım ki, bin ay yaşasam dahi bu günahlı halleri gelecekte bir daha tekrar etmemeli, tertemiz bir İslami hayat yaşama niyetine bu geceden itibaren karar vermeliyim!.
İşte geçmişteki yanlışları bir daha tekrar etmeme niyetine girmeyi biz, 'Kadir Gecesi'ni kendi hakkında bin aydan hayırlı hale getirme niyeti ve kararı olarak yorumluyoruz. Böyle bir kararla ihya etmiş olduğumuz Kadir Gecesi'nden sonra kalıcı bir İslami hassasiyet kazanmış, daha takvalı bir hayat yaşama niyetine girmiş oluyoruz.
Şayet bu gecede geleceğimize ait daha temiz İslami hayat yaşama niyetine girmez de sadece geceye mahsus ibadetlerle kalırsak, geceden sonra eski günah ve hatalar yine sürüp gider. Geleceğe ait kalıcı bir şey kazanmamış oluruz bin aydan hayırlı bir geceden sonra da. Nitekim öyle de olmaktadır yaşanan umumi hayatta..
Bu sebeple, Kadir Gecesi'nde günahları azaltma, sevapları da çoğaltma kararı alarak nefsimize demeliyiz ki:
-Hayatımın bundan sonraki kısmında şimdiye kadar getirdiğim kötü alışkanlıklarımı birer ikişer terk edecek, iyi alışkanlıklarımı da birer ikişer artırarak daha temiz bir İslami hayat yaşama azim ve aşkında olacağım!.
İşte Kadir Gecesi'nde aldığımız bu, daha günahsız bir İslami hayat yaşama kararıyla gecemizi kendimiz hakkında bin aydan hayırlı hale getirmiş oluruz. Çünkü bu kararla bin ay da yaşasak daha günahsız bir hayat yaşayacaktık. Hadis-i şerifte, müminin niyeti amelinden hayırlıdır, buyrularak, niyetini düzelten mümin, böyle bir ikrama layık görülüyor. Yeter ki, daha temiz bir İslami hayat yaşama niyetine girme kararı alalım Kadir Gecesi'nde..
-Var mısınız günahları terk edip sevapları devam ettirme kararı alarak Kadir Gecesi'ni kendi hakkımızda bin aydan hayırlı hale getirme azim ve niyetine? Unutmayın, böyle bir niyetten sonra tek ay dahi yaşasak, bin ay yaşamış gibi ikram görebiliriz Rabb'imizin yanında. Çünkü bin ayda yaşasak tertemiz bir İslami hayat yaşayacaktık Kadir Gecesi'nde aldığımız bu karar sebebiyle.
İşte bu niyet ve karara biz, 'zatında bin aydan hayırlı olan Kadir Gecesi'ni, kendi hakkımızda da bin aydan hayırlı hale getirme niyet ve kararı' diyor, böyle bilinçli bir niyetle ihya edeceğimiz Kadir Gecesi diliyoruz size, bize, hepimize!. "

Ahmed Şahin "Zaman"..

(...Hz Rabbim bu mübarek geceden rızasına muvafık şekilde faydalanmayı nasip
edip, ibadatı taat ve tövbeyi azam nasip eylesin.. Cümle Ümmet-i
Muhammed'in(s.a.v) Kadir gecesi bereketli olsun..amin..)

9.09.2009

Son 10 Gün ve Kadir Gecesi


9-.......Âişe(R)'den (şöyle demiştir): Rasûlullah (S): "Sizler Kadir gecesini ramazânın son on günündeki tek gecelerde arayınız!*3 bu­yurdu .

10-....... Ebû Saîd el-Hudrî (R) şöyle demiştir: Rasûlullah (S) ramazânda, ayın ortasındaki on günde i'tikâf eder idi.Geçen yirmin­ci gecenin akşamı olup da yirmibirinci günü karşılayacağı zaman evine dönerdi. Beraberinde i'tikâf etmiş olanlar da evlerine dönerlerdi. Ra­sûlullah i'tikâf ettiği bir ramazân ayında, kendisinde evine dönmek âdetinde olduğu gece i'tikâf yerinde ikaamet etti ve insanlara bir hutbe yaptı da, bu hutbede, insani ara Allah'ın dilediği şeyleri emretti. Son­ra şöyle buyurdu:
"Ben şu ayın ortasındaki on günde i'tikâf ederdim. Sonra bana şu gelecek son on gün içinde i'tikâf etmekliğim fikri zahir oldu. Şim­dikim benim beraberimde i'tikâf ediyorsa i'tikâf ettiği yerde sabit olsun. Bu Kadir gecesi bana gösterilmişken sonra o bana unutturul-muştur. Artık siz onu son on içinde arayınız. Ve yine siz onu bu on içindeki her tek gecede arayınız. Ben (ru'yâda) kendimi bir su ve bir çamur içinde secde eder gördüm".
İşte bu gece içinde gök boşandı, şiddetli yağmur yağdı. Mescid Peygamber'in secde yerine su akıttı. İşte bu yirmibirinci gecede gö­züm gördü. Ben Peygamber sabah namazından döndüğünde kendisi­ne baktım. Peygamber'in yüzü çamur ve su ile dolmuş hâldeydi

11-.......Âişe (R) şöyle demiştir: Rasûlullah (S) ramazânın son on günleri içinde i'tikâf eder ve "Kadir gecesini ramazândan son on gece içinde arayınız" buyururdu .

12-.......ibn Abbâs(R)'tan: Peygamber (S) şöyle buyurmuştur: "Siz Kadir gecesini ramazânın son onu içinde arayınız. Kadir gecesi ya ramazândan kalan dokuzuncu gecede, yâhud kalan yedinci gece--de, yâhud kalan beşinci gecededir" .

13-.......Ebû Mıclez ve İkrime'den gelen rivayette İbnu Abbâs (R) şöyle demiştir: Rasûlullah (S): "O Kadir gecesi ya ramazânın son on günü içinde geçecek dokuzdadır yâhud kalan yedi içindedir" bu­yurdu .
Bu hadîsi Eyûb es-Sahtıyânî'den ve Hâlid el-Hazzâ'dan; onlar İkrime'den; o da İbn Abbâs'tan "Kadir gecesini ramazânın yirmi-dördüncü gecesinde arayınız1"lâfzıyle rivayet etmesinde Abdulvah-hâb da Vuheyb'e mutâbaat etmiştir.

----------------------------------------------------------------------:
Kaynak:Sahih-i Buhari 'Teravih Bahsi'

10.08.2009

Ramazan-Şerif Yaklaşırken *2


İmam-ı Rabbânî Müceddid-i Elf-i Sânî Ahmed el-Farûkî es-Serhendî Kuddise Sırruh Hazretlerinden: «Ramazan-ı Şerif ayı büyük bir aydır. Bu ayda nâfile olarak kılınan namaz, zikir, sadaka ve benzerî ibâdetler, diğer aylarda edâ olunan farz ibâdetlerin sevâbı ile eşittir. Bu ayda bir farz ibâdeti edâ eden, diğer aylarda yetmiş farz ibâdeti edâ edenin ecrini alır.
Bir kimse, Ramazan-ı Şerif ayında bir oruçluya iftar ettirirse, günahlarına keffâret olacağı gibi, kendisini de Cehennem azâbından kurtarmış olur. İftar ettirdiği kimsenin sevabından birşey eksilmeksizin, onun sevâbı kadar da kendisine sevap verilir.
Ramazan-ı Şerif ayında, bir kimse kölesinin veya hizmetinde bulunanların vazifelerini hafifletirse, Allah Teâlâ kendisini bağışlar ve Cehennem azâbından âzâd eder. Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz Ramazan-ı Şerif ayına girdiği zaman, bütün esirleri serbest bırakırdı. İstek ve ihtiyaç sahiplerine ihsanlarda bulunurdu.
Bir kimse Ramazan-ı Şerif ayında hayırlı işler ve faydalı amellerde muvaffak olursa, bu muvaffakiyeti bütün sene boyunca devam eder. Şayet bu ay, dağınık ve perişanlık içerisinde geçerse sene boyunca, dağınıklık ve perişanlık sürer. Bu bakımdan, mümkün olduğu kadar bu ay içinde cem’iyyet elde etmeye (derlenip toparlanmaya) çalışmak lâzımdır. Bunun için de bu ayı ganîmet bilmelidir. Allah sübhânehû ve Teâlâ Hazretleri, bu gecelerin her birinde, Cehennem azâbına müstehâk olmuş binlerce kimseyi âzâd eder. Bu ay içinde Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, Şeytanlar zincire vurulur ve rahmet kapıları açılır.
İftarda acele etmek, sahuru te’hir etmek sünnettir. Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz bunun üzerinde ehemmiyetle dururdu. Bu hususa ehemmiyet vermek, âdeta kulluk makâmına münasip bir tarzda ihtiyacını arzetmektir.
Hurma ile iftar etmek sünnettir. Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.), iftarda şu duâyı okurdu: “Zehebe’z-zamâü ve’b-telleti’l-urûku ve sebete’l-ecru inşâallaâhü teâlâ”. (Meâli: Susuzluk gitti, damarlar ıslandı, inşâallah ecir de sâbit oldu.)
Bu ayda, Terâvih namazı kılmak, Kur’ân-ı Kerîm’i hatmetmek sünnet-i müekkededir. Bunların neticeleri çok faydalıdır. Allah Teâlâ Habîb’i (s.a.v.) hürmetine cümlemizi muvaffak eylesin.» (Mektûbât, c.1, s. 61)

8.08.2009

Ramazan-ı Şerif Yaklaşırken*1


Kur'an-ı Kerim'de: "Ey iman edenler!.. Sizden evvelki (ümmet)lere yazıldığı gibi, sizin üzerinize de oruç yazıldı (farz kılındı). Tâ ki, korunasınız"(Bakara Suresi.183) hükmü beyan buyurulmuştur. Oruç'un Hicret'ten sonra "Farz" kılındığı hususunda ittifak vardır. Sahih olan rivayete göre; Bedir Savaşı'ndan kısa bir süre sonra farz kılınmıştır.(6) Hz. Aişe (r.anha) validemizden rivayete göre; Resûl-i Ekrem (sav) daha önce Aşûre orucuna devam buyurmuştur. Hz. Muaz b. Cebel (ra)'den rivayet edilen bir habere göre de; Medine'de her ay üç gün oruç tutmuş ve bunu ashabına da tavsiye etmiştir. İmam-ı Merginani: "Şüphesiz ki; Ramazan ayında oruç tutmak farzdır. Çünkü Allahû Teâla (cc): "Sizin üzerinize oruç farz kılındı" buyurmuştur. Ayrıca farziyeti hususunda icmâ teşekkül etmiştir. Bundan dolayı Ramazan orucunun farziyetini inkâr eden kâfir olur"(7) hükmünü zikretmektedir.

Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Oruç insanı cehennem ateşinden koruyan bir kalkandır; tıpkı sizi harpte ölüme karşı muhafaza eden bir kalkan gibi"(8) buyurduğu bilinmektedir. Malûm olduğu üzere oruç; mükellefi her türlü şehvetten alıkoyan ve ihlâsı artıran bir ibadettir. Açlığa, susuzluğa ve nefsin diğer arzularına boyun eğmemek ve direnmek açısından da oldukça önemlidir. Allahû Teâla (cc)'ya iman eden ve O'nun uğrunda cihad'a karar veren mü'min oruç ibadeti ile kuvvetli bir iradeye sahip olur. Hicrî Takvim; ayın hareketlerine göre değiştiği için, her yıl diğerine nisbetle on veya onbir gün önce gelir. Dolayısıyla insan bazen (-30) derecede, bazen de (+40) derecede oruç tutar. Bu bir anlamda mükellefin "Dondurucu bir soğukta ve kavurucu bir sıcakta dahi, Allahû Teâla (cc)'nın emirlerine uymaya hazırım" taahhüdünde bulunmasıdır. Ayrıca bir ay süre ile; nefsinin bütün şehvetlerini terketmesi oldukça önemli bir hadisedir.

Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Oruç bir kalkandır. Oruçlu kem (kötü) söz söylemesin. Oruçlu, kendisiyle itişmek ve dalaşmak isteyene iki defa "Ben oruçluyum" desin.

Ruhum yed-i kudretinde olan Cenab-ı Hak'ka (cc) yemin ederim ki; oruçlu ağzın (açlık) kokusu, Allah indinde misk kokusundan daha temizdir.

Cenab-ı Hak (cc) buyurmuştur ki; "Oruçlu kimse benim (rızam) için yemesini, içmesini, cinsi arzusunu bırakmıştır. Oruç doğrudan doğruya bana edilen (riya karışmayan) bir ibadettir. Onun (sayısız) ecrini de doğrudan doğruya ben veririm. Halbuki başka ibadetlerin hepsi on misliyle ödenmektedir""(9) buyurduğu bilinmektedir.


.............................................................................................:

(6) Mecmûat'u't Tefasir İst: 1970, Çağrı Yay. C: 1, Sh: 257, (Haazin böl.). Ayrıca İbn-i Kesir - Tefsirû'l Kur'an'il Azim - Beyrut: 1969, D. Marife C: 1, Sh: 213.

(7) İmam-ı Merginani - El Hidaye şerhû Bidayetü'l Mübtedi - Kahire: 1965, C: 1, Sh: 118.

(8) Sünen-i Nesai - İst: 1401, Çağrı Yay. C: 4, Sh: 167, (K. Savm: 43)

(9) Abdi'l Latifi'z Zebidi - Sahih-i Buhari Muhtasarı, Tecrid-i Sarih tercemesi ve şerhi - Ankara: 1974 (3 bsm) C: 6, Sh: 248, Had. No: 897.

5.08.2009

Beraat Kandilimiz Mübarek Olsun


...Çocuğun biri, babasının tabutu önünde ağıtlar yakıyordu.
''Babacığım, seni nereye götürüyorlar? Seni toprağa
gömecekler.
Seni öyle dar, öyle gam ve kederle dolu bir eve götürüyorlar
ki, altına ne halı serilir ne de hasır.
Orada geceleri ne bir ışığın var ne de gündüzleri bir dilim
ekmeğin. Ne yemek kokusu duyarsın, ne de yemek verirler.
Evinin kapısı olmadığı gibi, çatısına çıkacak bir yolun da
yok. Etrafında dertleşebileceğin bir komşun olmayacak.
Güneş görmeyen bu karanlık yerde, ne olur halin babacığım?''
O sırada cenazede bulunan bir başka çocuk, babasının elinden
çekiştirerek,
''Baba, bu ölüyü bizim eve mi götürecekler? diye sordu. Babası
kızarak,
''Aptal olma oğlum'' dedi. Çocuk,
''Baba bu çocuğun saydığı özelliklerin hepsi bizim evde var.
Anlattığı gibi, ne hasır var ne ışık var ne de doğru dürüst
kapısı, avlusu, çatısı var. Yiyecek, içecek bir şeyimiz de
yok'' dedi.
***
Allah'ın nurunun güneşiyle aydınlanmayan gönüller de mezar
gibidir. Mârifet ve hakikate kapalıdır. Böyle bir gönülden,
mezar daha iyidir.

Gel, nursuz kalmış beden kuyusunun gönül mezarından çık
kurtul. Gökyüzünün güneşi ol. Vaktin Yusuf'u olduğunu bil...(Mesnevi Seçme Hikayeler)

* * * * * * * * * * * * *

Dört Hintli müslüman ibadet etmek için mescide girdi. Namaza
başladılar. Bu sırada mescidin müezzini geldi. Namaz kılan
Hintliler'den biri, namazda olduğunu unutarak müezzine
seslendi:
''Müezzin, ezanı okudun mu?Yoksa, vakit daha girmedi mi?''
Yanındaki Hintli,
''Kardeşim namaz kılarken konuştun, namazın olmadı'' dedi.
Diğer Hintli,
''Amca, sen onu ikaz ederken, senin de namazın bozuldu'' dedi.
Dördüncü Hintli,
''Allah'a şükürler olsun, sizin düştüğünüz hataya düşmedim.
Konuşarak namazımı bozmadım'' dedi.
Bu şekilde, dört Hintli müslümanın da namazı bozulmuş oldu.
***
Nefsânî huylarını terketmeyen, kötü ahlâk sahipleri mânen
hastadır. Hastalığını tedavi etmek için gayret göstermelidir.
Kendi ayıbını ve kusurlarını görmek, mânevî hastalığın
ilâcıdır.
Başkasının ayıbını görmek, o ayıbı satın almaktır. Kendi kusur
ve ayıplarıyla meşgul olana ne mutlu! ...(Mesnevi Seçme Hikayeler)



..Açıklama: Mübârek Gün ve Gecelerde Yapılması Tavsiye Edilen DUÂ ve İBÂDETLER“ isimli eserlerde, tarif edilen bazı namaz, oruç ve duâlar hakkında „mutlaka kılınmalı, tutulmalı, okunmalı“ gibi ifadeler yer almış bulunmaktadır. Halbuki buralarda tarif ve tavsiye edilen ibâdetler, nâfile ibâdetler cümlesinden olup, yerine getirilmesi mecbûri değildir. Fakat, bu „mutlaka“ kelimeleri ile, sadece tarif edilen nâfile ibâdetlerin ehemmiyetine ve karşılığında verilecek mükâfatın büyüklüğüne işâret edilmek istenmiştir.Nitekim hadîs-i kudsîde: „Farzlarla, kulum benim gadabımdan (azabımdan) kurtulur. Nâfilelerle bana (benim rızama) yaklaşır“, buyurulmaktadır.
Böylece; nâfile ibâdetleri yerine getirmek mecbûrî olmamakla beraber, bu ibâdetler kulu Allah'a yaklaştırmaktadır.O halde; mânevî mertebelere nâil olmak isteyen herkes, bu tarif edilen ibâdetleri imkân nisbetinde yerine getirmelidir. Yapılmadığı takdirde ise, mânevî bir mes'ûliyeti yoktur...

Hayırlı Kandiller....

22.06.2009

Üç Aylar Geldi; Receb-i Şerif


"Salıyı çarşambaya-23/6/09- bağlayan gece üç ayların ilki olan Rceb'i Şerifin başlangıcıdır; bu suretle bu mübarek ayın bazı hususiyetlerine işaret etmeye çalışacağız.. Rabbim bereketini, feyzini ve rahmetini eksik etmeyip, hakkıyla layık etmiş kulları arasına dahil eyleyiversin inşallah.."


Receb Ayının Faziletleri:
«Receb» kelime olarak «tercib» mastarindan türemistir ki tazim ve hürmet mânâsina gelir. Bu ayda tevbe edenlere rahmet yagdigi ve ibadet isleyenlere nûr indigi için bu aya «Asap» adi da verilir. Bu ayda savasma egilimi duyulmadigindan dolayi onun bir diger adi da «Esam» dir.

Ileri sürüldügüne göre, Receb, suyu sütten ak, baldan tatli ve buzdan soguk bir cennet nehrinin adidir. Bu sudan sâdece Receb Ayi'nda oruç tutanlar içebilir.


Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki: «— Receb, Allah'in, Saban benim ve Ramazan da Ümmetimin ayidir.»

Hikmet ehli der ki: «Receb kelimesi üç harften ibarettir. «Ra» «cim» «Bâ»,

«Ra» Allah'in rahmetini. «Cim» kulun suç ve cürmünü. «Ba» da Allâh'in iyiliginin bereketini temsil eder. Kelimenin bu harfleri vasitasi ile sanki ulu Allah «Kulunun suç ve günahini rahmet ve iyiligim arasina alirim» diye buyurur gibidir.»

Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki: «— Kim Receb ayinin yirmi yedinci gecesi oruç tutarsa, amel defterine altmis aylik orucun sevabi yazilir.» Receb ayinin yirmi yedinci günü. Cebrail (A.S)'in Peygamberimize ilk defa vahiy getirdigi ve Peygamberimizin Mirâç'a çiktigi gündür.


Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki: "Beni dinleyin. Receb, insanlarin kavga düsüncesine kapilmadiktan bir Allah Ayi'dir. Inanarak ve önem vererek Receb Ayi'ndan bir gün oruç tutanlar ulu Allah'in Rtzasi'ni hak ederler." Ileri sürüldügüne göre, ulu Allah Zilka'de, "Zilhicce, Muharrem ve Receb Aylari'ni, senenin diger aylarinin süsü olarak yaratmistir.

Nitekim ulu Allah: «Aylarin sayisi Allah katinda, Allah'in Kitabinda on ikidir. Onlarin dördü dokunulmazlik aylaridir» buyuruyor.

Dokunulmaz dört ayin ücü arka arkayadir. Yalniz bir tanesi -ki o da Receb'dir- tek basinadir.


Söylendigine göre Beyt-ül Makdis'de bir kadin Receb Ayi'in her günü on iki bin kere ihlâs Sûresi'ni okur ve bu ay boyunca kaba islemeli bir elbise giyerdi. Bir gün hastalandi, ogluna ölünce kendisini kaba elbisesi ile topraga vermesini vasiyyet etti. Ölünce oglu kadini pahali bir kefene sardi. Gece onu rüyasinda gördü. Kadin rüyada ogluna «Ben senden razi degilim. Çünki sen, vasiyyettmi uygulamadin.» dedi. Oglan korkarak uyandi Yeniden anasini icine sarmak üzere kaba islemeli elbiseyi yanina alarak mezarliga vardi. Kabri acinca anasinin cesedini bulamadi, sasirdi. Bu sirada kulagina «Bize Receb Ayi'nda ibâdet edeni bizim yapayalniz birakmayacagimizi bilmiyor musun» diye bir ses geldi.

ileri sürüldügüne göre, Receb Ayi'nın ilk Cuma Gecesi'nin üçte ikisinden sonra sabaha kadar bütün melekler tek tek Receb Ayi içinde oruç tutanlar için duâ ederler. Peygamber'imîz (S-A.S.) buyuruyor ki: "Kim dokunulmaz oylardan (Zilka'da, Zilhicce, Muharrem ve Receb Aylari) üçer gün oruç tutarsa amel defterine dokuzyüz senelik ibadet sevabi yazilir."


Hadisi rivayet eden Enes Ibni Mâlik : «Bu hadisi, Peygamber´imizin kendisinden isitmedimse kulaklarim sagir olsun!» demistir.


Lâtif bir degerlendirme: Haram aylari dörttür. En büyük melekler dörttür. Allâh'dan gelen baslica Kitablar dörttür. Abdest âzâlari dörttür. Tesbih cümlelerinin en faziletlileri dörttür. Onlar da "Sübhanallah, elham­dülillah, Lâ ilâhe illallâh. Allâhu Ekber" ,dir.

Sayilarin temeli dörttür. Birler, onlar, yüzler, binler. Zaman birimleri saat, gün, ay ve yil olmak üzere dörttür. Mevsimler ilkbahar, yaz, sonbahar ve kis olmak üzere dörttür. Maddelerin hali sicaklik, sogukluk, kuruluk ve yaslik olmak üzere dörttür, insan vücudunun baslica unsurlan safra, koyu sivi, kan ve balgam olmak üzere dörttür.

Rasid halifler Ebû Bekr, Ömer, Osman ve Ali (R. Anhum) olmak üzere dörttür.)


Deyleminin rivayetine göre: Hz. Ayse söyle buyurmustur: Peygamber'imizi «Allah su dört gecede rahmet yagdirir. Kurban Bayrami Gecesi, Ramazan Bayrami Gecesi, Saban Ayi'nin onbesinci Gecesi ve Receb Ayi'nin ilk gecesi» buyururken isittim.» Peygamber'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor: «— Bes gece vardir ki, Allah o geceler içinde kendisine yapilan dualari mutlaka kabul eder: Recebin ilk gecesi. Saban´in onbesinci gecesi. Cuma Gecesi. Ramazan ve Kurban Bayramlarinin Gece'leri.»..


Kaynak:Kalplerin Keşfi(Receb Ayının Fazileti)-İmam-ı Gazali(rahm.aleyh)

7.03.2009

Mevlid Kandili (a.s)...



Yarın gece ; “(Resûlum!) Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya Sûresi: 107) ayet-i kerimesinde de belirtildiği üzere alemlere rahmet olarak gönderilen Resûl-i Ekrem Efendimiz’in doğduğu gecenin yıldönümüdür...




Resululuah Efendimiz'in (s.a.v) doğduğu gece meydana gelen hadiseler şunlardır...


1) Teşrif Ettikleri Gece Bir Yıldız Doğdu


2)Medâyin'deki Kisrâ Sarayından On Dört Burç Çatırdayarak Yıkıldı.


3) Kâbe'nin İçini Karanlık Ve Kirlere Boğan Putların Pekçoğu Başaşağı Yıkıldı:


4) İstahrabat'ta Bin Seneden Beri Yanmakta Olan Mecûsîlerin Kocaman Ateş Yığınları Bir Anda Sönüverdi.


5) Takdis Edilen Meşhur Sâve (Taberiyye) Gölü Bir Anda Kuruyuverdi.


6 )Dünyaya Teşrifleri Ânında, Şark Ve Garbı Küçük Bir Oda Gibi Aydınlatan Bir Nur Görüldü.


7) Semâve Vadisi Taşan Seller Altında Kalıp, Suya Gark Oldu.8) Gök Kubbeden Salkım Salkım Yıldızlar Döküldü...


* * * * * *

..Açıklama: Mübârek Gün ve Gecelerde Yapılması Tavsiye Edilen DUÂ ve İBÂDETLER“ isimli eserlerde, tarif edilen bazı namaz, oruç ve duâlar hakkında „mutlaka kılınmalı, tutulmalı, okunmalı“ gibi ifadeler yer almış bulunmaktadır. Halbuki buralarda tarif ve tavsiye edilen ibâdetler, nâfile ibâdetler cümlesinden olup, yerine getirilmesi mecbûri değildir. Fakat, bu „mutlaka“ kelimeleri ile, sadece tarif edilen nâfile ibâdetlerin ehemmiyetine ve karşılığında verilecek mükâfatın büyüklüğüne işâret edilmek istenmiştir.
Nitekim hadîs-i kudsîde:
buyurularak „Farzlarla, kulum benim gadabımdan (azabımdan) kurtulur. Nâfilelerle bana (benim rızama) yaklaşır“, buyurulmaktadır.


Böylece; nâfile ibâdetleri yerine getirmek mecbûrî olmamakla beraber, bu ibâdetler kulu Allah'a yaklaştırmaktadır.
O halde; mânevî mertebelere nâil olmak isteyen herkes, bu tarif edilen ibâdetleri imkân nisbetinde yerine getirmelidir. Yapılmadığı takdirde ise, mânevî bir mes'ûliyeti yoktur...




1. Kur'ân–ı Kerim okunmalı; okuyanlar dinlenmeli; uygun mekânlarda Kur'ân ziyafetleri verilmeli; Kelamullah’a olan sevgi, saygı ve bağlılık duyguları yenilenmeli, kuvvetlendirilmeli.


2. Peygamber Efendimiz (sas)’e salât ü selâmlar getirilmeli; O’nun şefaatini ümit edip, ümmetinden olma şuuru tazelenmeli.


3. Kaza, nafile namazlar kılınmalı; varsa o geceye ait nakledilen namazlar,111 onlar da ayrıca kılınabilir; kandil gecesi, özü itibariyle ibadet ve ibadette ihsan şuuruyla ihya edilmeli


.4. Tefekkürde bulunulmalı; “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, Allah’ın benden istekleri nelerdir” gibi konular başta olmak üzere hayatî meselelerde derin düşüncelere girmeli.


5. Geçmişin muhasebe ve murakabesi yapılmalı; ve şimdinin ve geleceğin plân ve programı çizilmeli.


6. Günahlara samimi olarak tevbe ve istiğfar edilmeli; idrak edilen geceyi son fırsat bilerek nedamet ve inabede bulunulmalı.


7. Bol bol zikir, evrad ü ezkarda bulunulmalı.


8. Mü’minlerle helalleşilmeli; onlarla irtibatımız cihetinden rızaları alınmalı.9. Küs ve dargın olanlar barıştırılmalı; gönüller alınmalı; kederli yüzler güldürülmeli.


10. Kişi kendine ve diğer Mü’min kardeşlerine hattâ isim zikrederek dualar etmeli...


Mevlam Şimdiden Kabul Eylesin.. Hayırlı Kandiller..


7.01.2009

Aşure Günü*2 Yapılacaklar


1-Aşure günü oruç tutmak sünnettir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Aşure günü oruç tutanın, bir yıllık günahları affolur.) [Müslim, Tirmizi, İ. Ahmed, Taberani]

2- Sıla-i rahim yapmalı. Yani akrabayı ziyaret edip, hediye ile veya çeşitli yardım ile gönüllerini almalı. Hadis-i şerifte, (Sıla-i rahmi terk eden, Aşure günü akrabasını ziyaret ederse, Yahya ve İsa’nın sevabı kadar ecre kavuşur) buyuruldu. (Şir’a)

3- İlim öğrenmeli! Hadis-i şerifte, (Aşure günü, ilim öğrenilen veya Allahü teâlâyı zikredilen bir yerde, biraz oturan, Cennete girer) buyuruldu. . Ayrıca Kur’an-ı kerim okumalı, kazası olan kaza namazı kılmalı. (Şir’a)

4- Sadaka vermek sünnettir, ibadettir. Hadis-i şerifte, (Aşure günü, zerre kadar sadaka veren, Uhud dağı kadar sevaba kavuşur) buyuruldu. (Şir’a).

5- Çok selam vermeli. Hadis-i şerifte, (Aşure günü, on Müslümana selam veren, bütün Müslümanlara selam vermiş gibi sevaba kavuşur) buyuruldu. (Şir’a)6- Çoluk çocuğunu sevindirmeli! Hadis-i şerifte, (Aşure günü, aile efradının nafakasını geniş tutanın, bütün yıl nafakası geniş olur) buyuruldu. (Beyheki)

7- Gusletmeli. Hadis-i şerifte, (Aşure günü gusleden mümin, günahlardan temizlenir) buyuruldu. (Şir’a).

Aşure Günü*1


Muharrem ayının onuncu günü Aşure günüdür. Muharrem ayı, Kur’an-ı kerimde, kıymet verilen dört aydan biridir. Muharremin birinci günü oruç tutmak, o senenin tamamını oruç tutmak gibi faziletlidir.

Bir hadis-i şerif meali şöyledir:(Ramazandan sonra en faziletli oruç, Muharrem ayında tutulan oruçtur.) [Müslim]

Bu ayın en kıymetli gecesi de Aşure gecesidir. Allahü teâlâ, birçok duaları Aşure günü kabul etmiştir. Hazret-i Âdem’in tevbesinin kabul olması, Hazret-i Nuh’un tufandan kurtulması, Hazret-i Yunus’un balığın karnından çıkması, Hazret-i İbrahim’in ateşte yanmaması, Hazret-i İdris’in canlı olarak göğe çıkarılması, Hazret-i Yakub’un, oğlu Hazret-i Yusuf’a kavuşması, Hazret-i Yusuf’un kuyudan çıkması, Hazret-i Eyyüb’ün hastalıktan kurtulması, Hazret-i Musa’nın Kızıl denizi geçmesi, Hazret-i İsa’nın doğumu ve ölümden kurtulup, diri olarak göğe çıkarılması Aşure günü oldu...

Sünnet-i Şerif Ve Hadis İnkarcılarına Duyurulur

 "Bununla beraber Allah ve Resulü bir işe hükmettiği zaman, gerek mümin bir erkek ve gerekse mümin bir kadın için, o işlerinde baş...