2.03.2009

Hz. Ömer (r.anh.) Efendimizden:


...Allah Tealâ'ya hamd ü sena ve Rasulü'ne salât ve selamdan sonra .. Ey insanlar! Gizli hallerinizi ıslah edin ki, Allah Tealâ da aleni hallerinizi ıslah etsin.

Ahiretiniz için amel edin ki, dünya işleriniz de düzene girsin.

Ey insanlar! Kur'an okuyun ve onu tanıyın (içindekileri öğrenin) ve onunla amel edin ki, ehl-i Kur'an olasınız. Hiç bir hak sahibinin, Allah Tealâ'ya ma'siyet anlamına gelen konularda kendisine itaat edilmesini isteme hakkı yoktur. Dikkat edin! Hak söz söyleme ve hakkı hatırlatma, eceli yakınlaştırmayacağı gibi, rızkı da uzaklaştırmaz. (Öldürülme veya bir rızıktan mahrum kalma ihtimali sizi hak sözü söylemekten alıkoymasın.)

Bilin ki kul ile rızkı arasında bazı perdeler vardır. Kişi eğer sabrederse rızkı kendisine gelir. Şayet acelecilik gösterirse perdeyi yırtmış olur ve daha fazla rızka nail olabilecek iken, daha azı ile karşılaşır.

Dikkat edin! Allah Tealâ'nın bana takdir ettiği bu işte (hilafette, devlet başkanlığında) ancak şu üç husus bulunursa salah ve esenlik olacaktır:

- Emaneti eda etmek, - Haklının hakkını haksızdan alırken gerektiğinde kuvvet kullanmak, - Allah Tealâ'nın indirdikleriyle hükmetmek...

Dikkat edin! Nail olduğumuz şu dünyalık konusunda salah ve esenliği de şu üç noktada görüyorum:

- Alındığı zaman haklı bir sebeple alınması,

- Verileceği yere hakka uygun olarak verilmesi, - Meşru olmayan bir sebeple o mal üzerinde tasarrufta bulunulmaması.

- Kur'an okuyanların çoğalacağı, güvenilir insanların azalacağı, uzun emel sahiplerinin çoğalacağı ve fukahanın azalacağı bir zamanın gelmesi yakındır. O zamanda insanlar ahiret için amel ediyor görünecek, ancak o amellerle dünyalık peşinde olacaklar. O dünyalık da sahibinin dinini, tıpkı ateşin odunu yeyip bitirdiği gibi yiyip yok edecek. Dikkat edin! Sizden kim o zamana kadar yaşarsa Allah'tan ittika etsin ve sabretsin

Bir Ayet: "Zan ve Gıybet"


Ey İman edenler ! Zandan çok sakının. Muhakkak ki bazı zanlar günahtır. Ve tecessüs etmeyin (merak edip insanların hatalarını araştırmayın). Sizin bir kısmınız diğerlerinin dedikodusunu yapmasın. Hiç sizden biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Elbette ondan tiksinirsiniz. Ve Allah'a karşı takva sahibi olunuz. Muhakkak ki Allah, tövbeleri kabul eden ve Rahîm olandır.(Hucurat Suresi/12.ayet)

26.02.2009

Hacı Bayram-ı Veli(Hz.) Nasihatleri


*İnsanların fitnesinden kurtulmak istiyorsanız, çarşı ve pazarlarda sık sık bulunmayınız.

*Hiddet ve kin, hakîkatleri gören gözleri kör eder. Öfke, iyi düşünmeyi daraltır, yanıltır.

*Allahü teâlâya isyân yolunda, hiçbir kimseye yardım etmeyiniz.

*Küçük çocukları seviniz, başlarını okşayınız. Onları sevindiriniz ki, Peygamber efendimizin emrini yerine getirmiş olasınız.

*Çarşıda ve câmi avlusunda bir şey yemeyiniz. Yol ortasında durmayınız. Ticâret erbâbının dükkânlarında uzun müddet oturmayınız.

*Hiçbir günâhı küçümsemeyin, çok çalışın. Boş gezenler, zengin bile olsa, arkadaşları şeytan, kalbleri şeytanın konağı olur.

*Helâlinden kazanıp, ondan fakırlere cömertçe veriniz.

*Ölümü çok hatırlayınız. Ölüm gelmeden hesâbınızı yapınız. Tövbe ediniz ki, affa kavuşasınız. *Dünyâ gamından, nefsin sıkıştırmasından hafifleyip kurtulmak istiyorsanız, kabristanları sık sık ziyâret ediniz.

*Ayıp ve kusurlarını gördüğünüz arkadaşlarınızın, komşularınızın, sırlarını ifşâ etmeyiniz. Çünkü gördüğünüz bu sırlar, size emânettir. Emânete hiyânet ise, çirkin bir harekettir.

*Âlim ve velîlerin kabirlerini ziyâret ediniz. Zîrâ o büyükler, kendilerini ziyaret edenlere şefaat ederler..

Kim Samimi?

Hacı Bayram-ı Velî, Ankara'ya Sultan Murâd Hanın verdiği fermânla geldi. Fermanda, Hacı Bayram-ı Velî hazretlerinin talebelerinin, yalnız ilim ile meşgûl olmaları için, onların vergi ve askerlikten muâf tutulduğu bildiriliyordu. Bunu duyan pekçok kişi, vergi ve askerlikten kurtulmak için Hacı Bayram-ı Velî'nin talebesi olduğunu söylemeye başladı. Bunlar o kadar çoğaldı ki, Ankara'nın mâlî ve askerî düzeni bozuldu. Sonunda Sultan, Hacı Bayram-ı Velî'den talebelerinin bir listesini istemek zorunda kaldı.
Hacı Bayram-ı Velî de, Ankara'nın Kanlıgöl mevkiinde bir çadır kurdu ve;
-"Bize intisâb edenler, talebe olanlar burada toplansın." diye ilân etti. Hacı Bayram-ı Velî'nin talebesi olduğunu söyleyen herkes, akın akın gelip meydanı doldurdu.
Hacı Bayram-ı Velî;
"Dervişlerim, müridlerim! Bana intisâb eden talebelerimi bugün burada kurban etmem emrolundu. Canını, malını bana feda eden, çadıra girsin." buyurdu.

Bütün talebeleri bir korku aldı. Bir uğultu yükseldi. Vergiden kaçmak için talebe görünenler;
"Bu ne biçim mürşit; bu nasıl müritlik." diye söylenip duruyorlardı.
Hacı Bayram-ı Velî de, eline keskin bir bıçak ile çadırın kapısında beklemeye başladı. Bu sırada topluluktan, bir erkek ile bir kadın kalabalığı yararak doğruca çadırın içine girdiler. Arkalarından Hacı Bayram-ı Velî de girdi. Daha önceden çadıra koyduğu koyunu içeride hemen kesti. Kırmızı bir kan, çadırdan dışarı çıktı. Kanı gören herkes hemen kaçtı. Meydanda kimse kalmadı. Daha sonra dışarı çıkan Hacı Bayram-ı Velî;
"Anladık ki, bu kadar talebemiz varmış. Bunlardan başka herkes, vergi vermek ve askerlik yapmak sûretiyle, devlete olan borcunu ödemelidir." buyurdu.

23.02.2009

Kalbin Nuru: Namaz*2



Ebu Ümame (ra)anlatıyor:

Resulullah (sav)ile mescitte idik, o esnada bir adam geldi ve
'Ey Allah'ın Resulü,ben bir suç işledim,bana cezasını ver''dedi
Reulullah adama cevap vermedi
Adam talebini tekrar etti
Resulullah(s.av) yine sükut buyurdu.Derken namaz vakti geldi ve namaz kılındı.
Resulullah (sav)namazdan cıkınca adam yine peşine düştü,
ben adamı takip ettim; ona ne cevap vereceğini işitmek istiyordum.
Efendimiz adama:''Evinden çıkınca abdest almış,abdestinide güzel yapmışmıydın?''diye sordu

O:''Evet ey Allah'ın Resulü!''dedi.
Efendimiz:''sonrada bizimle namaz kıldın mı ?buyurdu.
Adam:''Evet,ey Allahın Resulü!!deyince,
Efendimiz:''öyleyse ALLAHU TEALA günahını affetti''buyurdu..
* * *

Not: Namazın günahları affedeceğine dair müjdelerden biri bu Hadis-iŞerif fakat, Günah işleyelim namazla affolunur demek değildir bu. Bu inceliğe dikkat etmek gerekir.

17.02.2009

Ahlak-ı Resul (s.a.v)


Rasulullah Efendimiz(s.a.v): " Allah bana mütevazı olmanızı, birbirinize karşı gururlanıp, baskı yapmamanızı emretti ' buyurmuştur... (Mişkat)
Vefatından sonra eşi ve müminlerin annesi Hz. Aişe'ye sorarlar: " Allah'ın Elçisinin evdeki hali nasıldı? Hz. Ayşe cevaplar: -0 kendi işini kendi görmekten hoşlanırdı. Arkadaşlarının işini yapmaya hazır olmalarına rağmen bunu istemezdi. Evdeyken, elbiselerini yamar, evi süpürür, keçileri sağar, develeri bağlar ve yemlerini verirdi. Ayrıca, ayakkabılarını ve su kırbalarını tamir eder, hizmetçilere de yardım ederek onlarla birlikte hamur yoğururdu. Çarşıdan yiyeceğini kendisi taşır, birisi " Ey Allah'ın Elçisi! İzin ver ben taşıyayım " dediğinde, " Mümin taşıyabiliyorsa kendi yükünü kendi taşısın " derdi.(Kadı iyaz,Ş.Şerif 132)

Hz. Muhammed'in (s.a.v) vefatından sonraki yıllardır. Bir akrabası Hz. Aişe'yi ziyaret eder. Hz. Aişe onun için bir sofra kurdurtur ve sonra dayanamayıp ağlamaya başlar. Akrabası sebebini sorar. Hz. Ayşe: -Ben doyuncaya kadar her yemek yiyişim de ağlarım," der.Akraba daha da meraklanıp, sorar:
-Niçin?
-Çünkü Allah'ın Elçisi bütün Ömrü boyunca doyuncaya kadar hiç yemedi. Sıkıntı içerisindeydi. Bir günde iki öğün yemedi. Ekmek yediği zaman hurma yemedi, hurma yediği zaman ekmek yemedi. Sürekli başkalarını kendine ettiği için hep böyle yaşadı. Şimdi ise insanlar yediklerini eritmek için ilaç kullanıyor... Hz. Resulullah (s.a.v) bütün ömrü boyunca kızartılmış bir koyunu hiç görmemiştir...

12.02.2009

"İslamda Kadının Değeri"


İslâm Dîni, kadın hakları üzerinde titizlikle durmuş ve kadını, hiçbir nizâm ve sistemin veremediği müstesnâ bir makâma sâhip kılmıştır.

Nitekim Cenâb-ı Hakk Kur’ân-ı Kerîm’inde:"Erkeklerin kadınlar üzerinde hakları olduğu gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır." buyurmuştur.

Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz de erkekleri, kadınların hak ve hukûkunu gözetmeye dâvet etmekte ve bu konuda: "Kadınların haklarını yerine getirme husûsunda Allâh’tan korkunuz! Zîrâ siz onları Allâh’ın bir emâneti olarak aldınız."

buyurmaktadır

.Başka bir hadîs-i şerîflerinde de: "Sizin en hayırlınız, ehline (eşine ve çocuklarına) en hayırlı olanınızdır. Ve ben de ehline karşı en hayırlı olanınızım." buyurur.

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, erkeklere, kadınlara dâimâ iyi davranmalarını tavsiye ederek:"Mü’minlerin îmân bakımından en olgunu ve en hayırlısı, hanımına karşı en hayırlı olanıdır." buyurmaktadır.

Vedâ Haccı’ndaki meşhûr hutbesinde Peygamber (s.a.v.) Efendimiz: "

Ey insanlar! Kadınlar hakkında Allâh’dan korkunuz! Sizin kadınlarınız üzerinde hakkınız vardır.


Bazı hadisler :

*(Hanımlarınızı üzmeyin. Onlar, Allahü teâlânın size emanetidir. Onlara yumuşak olun, iyilik edin!) [Müslim]

*(Hanımının kötü huylarına katlanan erkek, belalara sabreden Hz. Eyyüb gibi mükafatlara kavuşur. Kocasının kötü huyuna sabreden kadın da, Hz. Asiye gibi sevaba kavuşur.) [İ.Gazali]


*(Hanımı ile iyi geçinip şakalaşanı Allahü teâlâ sever, rızklarını artırır.) [İ.Lâl](En üstün mümin, hanımına, en iyi, en lütufkâr davranan güzel ahlaklı kimsedir.) [Tirmizi]

*(En iyi Müslüman, hanımına en iyi davranandır. İçinizde, hanımına en iyi davranan benim.) [Nesai]

*(Hanımına güler yüzle bakan erkeğin defterine, bir köle azat etmiş sevabı yazılır.) [R.Nasıhin]


*(Hanımının haklarını ifa etmeyenin; namazları, oruçları kabul olmaz.) [Mürşid-ün-nisa]


*(Hanımını döven, Allah’a ve Resûlüne asi olur. Kıyamette onun hasmı ben olurum.) [R.Nasıhin]


*(Kadınlara ancak asalet ve şeref sahibi kimse değer verir. Onları ancak kötü ve aşağılık kimseler hor görür.) [İ.Asakir]

*(Kızlarınızı altın ve gümüş ile süsleyin! Elbiseleri güzel olsun! İtibar kazanmaları için en güzel hediyelerle ihsanda bulunun!) [Hakim]

*(Kız çocuğunu güzelce terbiye edip, Allahü teâlânın verdiği nimetlerle bolluk içinde yedirir giydirirse, o kız çocuğu onun için bir bereket olur, Cehennemden kurtulup kolayca Cennete girmesine vesile olur.) [Taberani]


İslamda Kadın ve Aile/Bedir

Sünnet-i Şerif Ve Hadis İnkarcılarına Duyurulur

 "Bununla beraber Allah ve Resulü bir işe hükmettiği zaman, gerek mümin bir erkek ve gerekse mümin bir kadın için, o işlerinde baş...